'Ters köşe' Kategorisi Arşivi»

Paralı Askerlik

18 ay askerlik yapmama ragmen ben yaptim parasi olanda yapacak tantanasina girmem. Gittim gördum. Acemilik dönemini saymazsak 15 ay boyunca Devlet beni ağırladı. Yedim, içtim, amelelik yaptım. Bir vatandaşın yapması gereken askerlik süresi 3 ayı geçmemelidir. Bu zaman zarfında hayati önem taşıyan bir süreci öğrenebilirsin. Parali askerlik ise bir meslektir. Her işin zorluğu gibi, kadrolu, paralı askerliğinde zor tarafları olacaktır. Analar ne mehmetçikler doğurur zihniyetiyle yola çıkıldığı zaman sonuçlarını gördük. Bir asker daha bölgeye yeni yeni alışmışken, askerliği bitiyor ve yerine birisi geliyor. O asker O vahim bölgeye elverişli mi, değil mi diye bakılmadan gönderilmesini bir kenara bırakırsak, tam bölgeye alışmışken hopp başa bir daha dönülüyor. Ortaya asla bölgeye hakim olamayan bir birim çıkıyor.  Bu yanlış sistem ve işgüzarlık yüzünden çok kayıp verdik. ABD ordusu emekli olan askerlerinden bile faydalanırken, eğitim ve denetleme konusunda görev verirken, bizim sırtımızı dönmemiz ve sadece ordu evlerinde çay-çorba içmelerine izin vermemiz bile oturup tartışılması gereken bir husustur.

Tarihte, paralı asker fikri ilk defa Selçuklular zamanında ortaya atıldı. Osmanlıda ise önce acemi ocakları kuruldu. Daha sonraları ise kurulan orduya Yeniçeri ocağı denildi. Osmanlı da yıllar boyu bu düzen başarılı olsa bile isyanların çıkma nedeni yeniçerilerin bitmek bilmez istekleri ve doyumsuz olmalarıydı.  Nereden baksan 400 yıl boyu Yeniçeri sistemi Osmanlıyı süper güç yapsa bile dağılmasına sebep verenlerde onlardı.  Tarih Tekerrür eder mantığı ortaya çıksa bile şu an ki yapısal sistem ile o dönemlerdeki sistem arasında dağlar var.

Ekonomin iyi degilse asker sayinin cok olmasi marifet değildir. Ekonomin iyi olmadığı için zaten analar ne Mehmetçikler doğuruyor! şayet ekonomisi iyi olsaydı Dünyayı 1-2 kez yok edecek kadar silaha sahip, bir zamanların Süper Gücü kızıl ordusu ile yeri göğü inleten  Sovyetler Birliği çökmez; binlerce tank, top, tüfek, hurdaya çıkmazdı. Buna yüksek borcu olan Osmanlı da dahildir.  Öyle boş laflarla peynir gemisi yürümüyor. Akil gucu, ekonomi ve techizat yuzbinlere bedeldir.  İstanbul kadar nufusa sahip bir ülkenin Ordusu nasıl olurda bu kadar güçlü olabilir? sorusuyla ortaya çıkan cevabın adına İsrail denir.

Bundan dolayı askerlik süresi isterse 30 ay olsun. Gerekli teçhizat ve akıl gücüyle birleşmediği sürece koyun sürüsünden ibaret olacaktır. Artık bilgi çağındayız. İstihbarat ve Teçhizatı güçlü olan devletlerin borusu ötüyor.  Bir gerçek varki Kendi hammadeni kendin çıkaramıyor da yabancı şirketlere gebe isen, tarım ve hayvancılık konusunda dışarıdan yardım alıyorsan on yıllar boyu İMF denen tefeciye borcumuzu kapatamıyorsak, İlacını, kıyafetini, arabanı, silahını, tüfeğini, topunu dışarıdan alıyorsan, bir savaş döneminde lojistik konusunda dışarıya bağlı isen, serbest piyasa adı altında emperyalist, sömürgeci devletlerin oyununa geliyorsan, ideolojik kavramlara ta-kıldıysan bırak paralı askerlik sürecini  dürüst olmak gerekirse bu ülkeden bir cacık olmaz.

İsrail askeri yakalayana 1 milyon dolar

”Dolar milyarderi Prens Elvelid bin Talal’ın kardeşi olan Halid bin Talal” vay anasını ünvanlara bak sen hele. Suudi Arabistan’ın önemli din adamı Şeyh Aved El Karan‘ı İsrail’in tehdit etmesi üzerine İsrail askeri yakalayana 1 milyon dolar vereceğini söylemiş. Ne büyük bir haber! İşte yıllardan bu yana beklediğimiz bir an. En sonunda israilin canına okuyacağız. Yoksa Kıyamet alametleri üzerine söylenen hadis mi gerçek oluyor:  Hadis-i Şerif’te, Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat ağacından başka bütün taş ve ağaçların: “Ey Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür” diyeceği ifade ediliyor. (Buhârî, Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc, I, 25).


Vallahi Hadisi madisi bilmem. Gel gelelim bu Suud ailesinden birinin İslamiyet adına hareket etmesi midemi bulandırıyor. Bırak 1 Milyon doları, 10 Milyon dolar versen ne yazar. Sen önce çık Filistine yapılan zulüm karsısında çıkar o parayı. Baktınız yan gelip yatmaktan bir şey üretemediniz. O kadar tembeldiniz ki sıctığınız boku ne yapacağınızı bilemediğiniz. O kadar kibirliydiniz ki çöpünüzü bile keçilere bıraktınız.  Ülkenizi bok götürüyordu. Coğrafi konumunuzdan ve askeri gücünüzün olmayışından dolayı geleceğinizi garantiye almak istediniz.  Sen ve senin ailen değil miydi zamanında, ABD ile anlaşıp tüm petrolünü ABD ye kayıtsız, şartsız veren! ABD den tahvil alıp, ABD ekonomisini canlandıran.  Biriken faiz ile   borçlanıp ABD şirketlerini zengin eden! ABD nin süper güç olması için elinden geleni yapan senin ailen değil miydi?  Halbuki 70 ler de İslam birliğinin ABD ye yapmış olduğu AMBARGO günlerini ne de çabuk unuttunuz. Ekonomi, Sanayi ve Silah yönünden gelişmek, Batı ile mücadele etmek varken Kibire yenik düştünüz.  Şeytanla iş birliği içine girdiniz. Çünkü sizler hayat boyu sömürülmeyi, yönetilmeye alışkın bir toplumsunuz! Sizler zavallısınız. Osmanlıya da aynı kahpeliği yapmıştı ailen.  Sizin yüzünüzden öldü milyonlarca insan. Mücadele etmediniz. Birbirinizi yediniz durdunuz. Aynı bokun laciverti olan Saddam kadar bile olamazsınız. Petrol Rezervleri sizin iki katınız olan Saddam; Şayet  sizin yolunuzu tercih etseydi. Döner sermaye misali Petrolünü kayıtsız şartsız ABD ye verseydi. Irak’a ABD şirketlerini sokup Petrodolarları Amerikaya akıtsaydı. ABD den tahvil alsaydı. GDO lu, kimyasal ürünleri Irak’a soksaydı Saddam şu an İngiltere’den Manuyu, Arsenali almanın yollarını arayacaktı. Belki de Nobele aday bile olabilirdi. Obamanın bölgede ki kankası olabilirdi. Bunları yapmadığı için ABD su an orada. Aynen sıranın İran’a geleceği gibi. Batı yanlısı, kraliyet ailesi gibi gezinen İran Şahı devrilene kadar İran ABD nin kankasıydı. Aynen Kaddafinin başına gelenler gibi. müttefik olarak ABD yi secseydi, Suud ailesi gibi benliğini satsaydı o da su an yaşıyordu.

Mekke Türk yönetiminde olduğu yıllar sırf saygıdan dolayı 400 yıl boyunca Kabe den yüksek bir yapı dikilmemişti. Temelini Hazreti İbrahim’in attığı Beytullah’ı, kutsal sayılması gereken yerlere dikin o koca, koca binaları. Sizler Dini pazarlamaya devam edin. Hacılara kolaylık olsun adı altında, kendi egolarınızı tatmin edin. Yetmezmiş gibi, firavun misali göklere çıkartın altın işlemeli kulelerinizi. Kabe görünümlü evleri satın bilmem kaç milyon dolara. Zengin alışveriş merkezlerini sıralayın Kabe’ nin etrafına.  İşiniz gücünüz gösteriş. Koltuğum rahat olsun bana dokunmayan yılan bin yaşasın hesabı. Sabah, akşam kılın namazı aralarda bol, bol şehvetin içinde yüzün. Sizler sattınız, vurdunuz müslümanı sırtından. Sonra çıkıp İsrail hedesi, hödesi yapmak sizlere kalmaz. Öyle bir hadis var ise, munafıklarla ilgili kur’an da bir ton ayet var! O yüzden İsrail askeri yakalayana 1 milyon dolar gibi magazin kokan laflar etmek ancak sizin gibi şeref yoksunu insanlara yakışır. Bütün orta doğu ülkeleri yönetimleri gibi hepiniz katıksız, kayıtsız şartsız or*spu çocuğusunuz… Bir gün gelecek yine hakim olacağız o topraklara!!

Hayatın hangi tuşuna bassak ekran kararmış nasıl aydınlatsak.


Işte Televizyon orada! 
Bak! Dinle! Eğil! Dua et! 
Reklamlar! Artık üretmiyoruz! Üretmemizi istemiyorlar! 
Her sey otomatik . O Halde ne ise yarıyoruz 
Bizler Tüketiciyiz C(j)im! 

Evet
Eger çok alışveriş yaparsan iyi bir yurttaşsındır 
Eger yapmazsan, yapmazsan O zaman Nesin ??

Söyle nesin? Akıl Hastasısın!

12 Maymun filminde geçen bir sahnede dendiği gibi İnternet, cep telefonu, Televizyon, Kıyafetler, ilaçlar,  Elektronik eşyalar, gelişen tüketici çağına ayak uydurmaz, faal bir tüketici olmaz isek ya adın çıkar gericiye, yada çıkar deliye.

Biyolojik Harp

Uluslari kontrol etmek istiyorsan petrolu, insanlari kontrol etmek istiyorsan yiyecegi elinde tutacaksın demiş Henry Kissenger davarı. . Bu sözü söylerken aslında Henry öküzü laf olsun diye söylememiş. Nereden bakarsan bak, bir 100 yıllık hayali gerçekleştirme özetiydi söylediği O söz! Eğer ülkende Tarim ve Hayvancilik bitti ise istedigin kadar her yeri santiye yap, istedigin kadar sanayin ilerlesin. Gecmis olsun. Adama geçti borum pazarı, sür eşşeği Niğde’ ye derler.  Enerji uretemiyor, tarimcilik faaliyetin yok, tohumu israilden, hayvanı ABD den, ham-maddeyi disaridan aliyorsan daha bu noktada bir seyler tartişmanin bir anlami yoktur.

Milliyetin sitesinde  bir haber ilgimi çekti :  Norveç’in Svalbard Adası’na yapılan Kıyamet Ambarı, ismini verdikleri 1983 den bu yana yeryüzündeki tüm bitkilerin tohumlarını saklamışlar. Amaçları şayet kıyamet koparsa, ekolojik sistemi korumak adına bik bik de bik bik.. Biliyorsun ki Gezegenimiz hasta.  Destekcileri oldukca yardımsever! bir vakıf yada artık her ne deniyorsa Rockefeller ‘ın başını çektiği vakıf kuruluşları. Bak sen şu işe bilim kurgu gibi.  Kedi canını sevdiklerim. Sizi gidi sevimli greanpeace’ ler. Halbuki ne de düşünürlermiş bu sevimli gezegenimizi…

Düşünsene hacı! Donmuş bir Dağın 130 metre altına inşa etmişler. Dünya’ nın dört bir yanından topladıkları tohumları koruma altına almışlar.(vuuuuu) Oldu ya bir Savaş, Deprem, Kıyamet gibi bir durum söz konusu olduğunda, kuzey kutbuna 1100 km uzaklıkta ki buzdağına,  1000 yıl kadar bozulmadan tohumlar koruna-biliyormuş. Amaç Dünya Kardeşliği. Ooy sevgi pıtırcıklarım benim.

Acaba gerçekten öyle mi? Sadece neden saklıyorlar lan bu kadar tohumu? Diye kendine bir soru sorduğunda  insan bir duraksama dönemine giriyor.Sor bakayım kendine O soruyu? Ha işte ben de onu diyorum;  Bu deyyuslara güvenilmez  ya la…


Rockefeller kimine göre yardımsever, kimine görede iblisin ta kendisidir. Bir kasenin içine Hitlerin Almanyası, Stalinin Rusyası, İtalyanın Mussolinisi, Libyanın Kaddafisi, Irakın Saddamını koy. Yüksek ateşte yak. Ortaya çıkan yemeğin adı : Rockefeller’ dir. Kendileri Yeni Dünya Düzeni adı altında, bizleri sessiz ve derinden öldürmekle meşguldürler. İlluminati‘ yi araştıranlar zaten bu aileye aşinadır. Rockefeller ve Yeni Dünya Düzeni gibi sapıkca düşüncelerin var olduğu bir konu olunca ilgi alanıma girdi. O yüzden Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl’ ın Ölüm Tohumları isimli kitabını aldım. Kitap insanın tüylerini ürpertecek derecede vahşi kapitalizmi anlatıyor. Norvecin bilmem neresinde Tohumları saklamalarının sebebi Küresel Krizin yakın oluşudur. Bu Kıyamet Ambarına sponsor olan Rockofeller, Monsanto, Dupont, Syngenta gibi firmalar Genetiği değiştirilmiş Tarım Kimyasal Devleridirler.  Yani anlayacağın GDO nun yaratıcılarıdır.

GDO lu bir tohum, orjinaline nazaran bir defa mahsül verir. Daha masraflıdır. Çiftciyi şirketlere gebe bırakır. İlaçları ve gübresi ayrı paradır. Asla ama asla onbinlerce yıldır, Çiftcinin emek verip, nesilden nesile aktardığı, yaratanın İnsanoğluna hediye ettiği  tohumlar gibi değildir. Adı üstünde Genetiği değiştirilmiş Organizma.

Amaçları : Tamamen yasal olan Bu GDO lu ürünleri Az gelişmiş yada gelişmekte olan ülkelere  pazarlamaktır. Pazarlanamaz ise illegal yollarla ülkeye sokmaktır. Bir defa ekildikten sonra asla verim alınamayan, orjinalinin yerine bu işe yaramaz, kapitalist düşünce tarzına uygun tohumları yerleştirip İnsanoğlunun dengesini bozup, yıllardan bu yana hayal kurdukları sapık düşüncelerinin son halkasıdır. Yiyeceği elinde tutarsan, insanları kontrol edersin sözünü Rockefellerin köpeği olan kissenger bosu, boşuna söylememiştir.

Rockefeller, dediğimiz vakıf zamanında Hitlere üstün Irk konusunda da kaynak oluyordu. Düşünce tarzları sapıkca ve satanistceydi. Gereksiz ırk-lar yok olmalıydı. Çünkü istem dışı çoğalan nüfus hammadeyi kullanacaktı. Rockelfeller vakfı İnsanoğlu üzerinde deneyler yaparak, ırkları yönetebilmek adına ilaçlar yaptı. GDO gibi ürünler ile insanları zayıf düşürmenin yollarını seçti. 3. Dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelere genetiği değiştirilmiş ürünler yollayıp insanları kısırlaştırmak gibi hedefleri olan sapıkca bir düşüncenin olusumlarıyla ortaya çıkan bu GDO tarzı ürünler aslında finansörlerine bakıldığında ne bok oldukları ortaya çıkıyor.

Rockefeller vakfı Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık örgütü denilen terörist birimler ile Filipinler, nikaragua, Porto rico gibi 3 Dünya ülkelerinde tetonoz aşışı adı altında kısırlastırma programı sürdürmüşlerdir. Bu ortaya çıkınca yalanlamışlardır. Meksika gibi mısır tüketen yere döllenmeyi engelleyen değerler tasıyan GDO lu mısır soktular.

İlk GDO düzenlemeleri Amerikan başkanı Reagan döneminde başladı. İlk Kobay ise Tarım arazileri ve nüfus yapısı nedeniyle Arjantindi. Gel bakalım o zamanın Arjantini gidelim! 1980 lere kadar  Arjantin de yaşam standartları iyi bir ülkeydi.  Çiftci borcları minimum düzeydi.70 ler de Petrol fiyatlarının hızla artmasından sonra (Rockefeller demek petrol demektir) Arjantin de hiç bir şey eskisi gibi gitmemeye başladı. Gerekli olan petrol ihtiyacını gidermek için Rockefellere aitolan citibank gbi bankalar çok iyi koşullarda kredi sattı. Bir süre sonra ABD merkez bankası Doların çökmesini engellemek için Faiz oranlarını %300 artırınca Arjantin Rockefellerin kucağına oturmuş oldu.  İthal mallar bir an da ülkeye giriş yaptı. Ülke karısıklık içerisinde olup yaşam standartlarını ve askeri rejimi protesto edenlere karşı vahşice bir tutum sergilendi (Bu olaylar bana baya bir tanıdık geldi) Serbest piyasanın gelişmesi Rockefeller gavatını oldukca memnun edecekti.Cunta rejimi sonucunda bankalara olan borç daha da arttı! Sonucta Rockofeller okulu olan harward dan mezun cavallo Arjantinin başına geçti. Bu saatten sonra İMF olaya el atıyor, ekonomik serbestleştirme ve özelleştirmelere mümkün olduğu kadar esnek bir şekle geliyor.  yolsuzluk alıp başını gidiyor. Rockefellerin bankalarından biri olan Citibank Arjantine tüm ağını kuruyor böylece zengin arjanlar paralarını artık yurt dısına kaçırabiliyorlardı. Sonunda Para birimi olan peso, dolara bağlandı. Ne kadar ekmek, o kadar köfte anlayısı gelip dolar varsa peso da var olacaktı.

Artık olaya Türkiye de de şubeleri bulunan Monsanto el atıyordu. Ülke de tarım arazileri kelepir fiyata satışı gerçekleşti. Çiftciler zorlanarak ülkenin her yerine GDO lu soya fasulyesi dikildi. Kazanan asla çiftci olmuyordu. Bildiğin köle gibi çalısıyor ellerine gecen para ile yeniden monsantodan gübre ve tohum almak zorunda kalıyorlardı. Topraktaki hayati tehlike kaybolmuş, efsanevi bitkileri olan pampas bitkisi yerine buğday, arpa dikiliyordu. Geleneksel tahıllar, bezelye, yeşil fasulye, ve mercimek kaybolmak üzereydi.  Arjantinin önde gelen tarım bilimcisi bu iş böyle giderse 50 yıl sonra Toprak hiç bir ürün veremeyecek duruma gelecek sözünü sarfetmişti.  Arjantin ABD den sonra en çok GDO lu ürün kullanan ülke durumuna gelmişti.


Kendi vatandasına bu GDO lu ürünleri yediren bir zihniyet sence başka ülkelerin zenginliklerine, vatandaşlarını düşünürmüydü? Dünyanın bir çok yerinde genel de aynı taktiklerle GDO lu ürünleri ülkelere sokup, insanları bu şirketlere muhtac hale getirdiler. Artık GDO her yerdeydi.  ABD, Iraka girdiğinde Başkan Bush dedi ki,; Bizim ırak ta bulunma sebebimiz, buraya demokrasinin tohumlarını ekmektir. Bu tohumlar serpilecek ve tüm otoriteryanizm sona erecektir. Amerika, Arjantine uyguladığı ekonomik yöntemleri uyguladı. İMF ye borçlu olan, Irak yönetimi GDO lu ürünler için zorlandı. Çiftci bu ürünleri kullanmak istemiyordu. Bunun tek sebebi binlerce yıldır süre gelen mezepotamya öğretileriydi. Çiftci kendi bildiği yöntemlerle verimli toprakları eşmek istiyordu. Gel gelelim boynu bükülen, zorla GDO lu ürünleri kullanmak zorunda bırakıldılar. Irakta bir bankada bulunan ve bir kopyası Suriye de olan, Yuzyılların birikimi zengin Tohum Hazinesi atılan bombalar ile yok edildi.

Rockefeller vakfı Dünyanın açlık sorununu çözme adına bu GDO lu ürünleri afrikaya sokmak istedi. Karsı cıkanlara ise Dünya Ticaret Merkezi tehditi ile susturdular. ki Dünya’ nın  her yerinde GDO lu ürünler hızla ilerlemektedir. Bu yüzden Rockefeller, monsanto gibi Genetik ile uğraşan firmalar kuzey kutbuna bu tohumları koruma altına aldılar. Çünkü Dünyayı tek elden yönetmek amacları gibi tarihin en diktatör tavrına sahiptiler. Rockefeller gibi zengin aileler ABD de vergiden muaftırlar. Bu zengin ailelerin calısmaları sayesinde ABD süper güc olmuştur. Dünyanın bir çok yerinde GDO lu ürünler kullanılmakta olup, Allah’ ın insanoğluna hediye etmiş olduğu tohumlar yokedilmektedir. Ulusları yok etmek için yüksek maliyetli bombalar yerine GDO lu tohumlar ve  ırklara göre ortaya cıkartılan hastalıklar(kus gribi, domuz gribi, kene) daha ilgi ceker duruma geldi. Doğum kontrol haplarıyla insanoğlunun üremesi engellendi. Yiyeceklere kasti olarak konulan zararlı maddeler ile kanser yayıldı. Bu tahılları yiyen hayvanlar kesilip önümüze hamburger eti olarak sunuldu. Hepsi yüzyılların vermiş olduğu satanistce bir düzenin kurgusundan öteye geçip, su an faaliyete geçti. Hepimize geçirilmişler olsun.

Bakara 205 nolu ayet de der ki; Ve dönüp (gittiği) zaman, yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek (yok etmek) için çalışır. Ve Allah fesadı sevmez.

Şehitler ölür de vatan bölünür siyaseti

MGK bir araya gelir Teyakkuzdayiz lafini soylemek icin birazdan toplanacagiz der. Millet uzulmesin, isin basindayiz, misli ile geri cevap verilecektir yeaaa lafini bekliyorum. Bizi K.Iraka cekmek istiyorlar pankartini elinde tasiyan; bu bir tuzak olabülürcüler ile MGK da cıkan sonuc arasinda oluşacak cekişmeli bir mac bence berabere biter. Tv lere hep ayni kisiler cikar, siyasiler ayni lafi eder, asker dağları taşları bombalar, bu olay sosyal medyada 3 gun konusulur sonra sar basa Ugurcum. Oynat bir ileri, bir geri. Ahaa dur orada bakayım. Güntekincim bunun gibi bankasyada 40 tane demeç bulurum sonucu çıkar.  Bu devlet onlarca genci koruyamiyor, vatandasini savunamiyor ise biraksin ceksin gitsin. Sehitler ölür de, vatan bölünür siyaseti yapiliyor. Bu siyaset anlayışına yardım ve yataklık yapılıyor. PKK nın yayın organı ROJ TV’i nobele aday oluyorsa, Türkler Ermenileri ve Kürtleri katletti diyen bir yazar sırf bu sözü söylediğinden dolayı Nobel Ödülü alıyorsa iyi kavra içte ve dısarıdaki tehlikeyi. Sokaklara cikip eline Türk bayragi alip, bu ne idüğü belli olmayan medyaya fon muzigi altinda, acikli sarkilar caldirtmalarina izin verme! İse yaramiyor. Bu milletin kendine guveni olmasin diyedir K. Iraka girme laflari… Haberlerde cikan; duygu somurusu eşliğinde çalan nadide parçalar ve cenaze goruntuleri… Siyasetciyi ve Askerleri köşeye sıkıştırmayan bir düzenin parçasıdır bunlar.  Cesur değiller. Bu ülke de kimse görevini tam anlamıyla yapmıyor.


Pkk tasöron bir örgüttür diyen insan evladi. Acikla arkasinda kim var. Grondlan mi, Kenya mi?bos laflar bunlar. Hedef goster. Yok göstermez çünkü sen bul puzzle oynuyoruz ne de olsa! Ülke de bir sürec gelisir. Hemen pkk bu süreci baltalamak istiyor denilir. Kim baltalar? Pkk. Pkk kim? Tasöron. Arkasindaki kim? Salaga yatar. Bu tur demec veren her kim var ise basacan küfuru. Cunku O kisi; bu sureci asfalt dokup, sokun benim bir tarafima demek istiyordur. Bu tur durumlarda ortaya cikip, iılımlı laf atanlari iyi incele, o kisi aslinda neye, kime hizmet ediyor iyi idrak et. Onlardır Nobel ödülü alındığında ayakta alkışlayanlar. Her daim oynat Uğurcum olayını bizlere ezberletenler… Hep aynı defans kurgusundan dolayı ofsayta düşenleri iyi belirle. Belli ki iyi yönetemiyor takımı. Bir vatandasin icin! karsi tarafin ne kay-be-de-ce-gi-nin hic bir onemi yoktur. Bunun hesabını yapan her kim var ise bil ki O dur bu ülkenin aslında hedesi, hödesi. Direk söyleyemediğinden dolayıdır bunca kıvırtmaları. Aslında O kişidir bu ülkenin tek düşmanı.

Madem PKK taşeron, paravan bir örgüttür. Acıklayın o zaman arkasındaki gücü. Korkunuz var ise, gücünüz yetmiyor ise, sadece PKK kamplarını bombalayacak kadar orta sahadan şut çekmek ise yönteminiz?!? Çekip gidin 1 dakika durmadan. Belli ki siz de düşmansınız.  Nereden geliyor bu güç, kimden akıyor bu para?! kimler bu örgütü destekliyor, içeri de ve dışarı da? Belli ki işin arka tarafında bir yatak var. Asıl amaçtır o yatağı bulmak. İvedi bir şekilde her kim hedef ise acıklamaktır kamuoyuna. Vatandaşın karnı tok boş acıklamalara. Duymuyor benim kulaklarım misli ile cevap vereceğiz,  milletimiz müsterih olsun sözlerine.

Yeni Dünya düzeni İlluminati

Bu dunya da acikcasi kimseye guvenilmez. Her sey beeli ailelerin, şirketlerin elinde. Israilmis, abd mis her sey yalan. Belli ki bu dunyayi ayni kan bagindan gelen kisiler yonetiyor. Satin alamayacaklari kimse yok gibi. Iran ve venezuellla haricindeki hic bir siyasi akima guvenilmez.  Rusya da HZ İsa’ nin carmiga girilisi gokyuzunde yansidi, pekinde budha, kabe de melek, Türkiye de Ataturk. Adamlar bulutlari hologram ile yansitabilen bir goruntu bulmuslar. Deprem silahi daha 1930 larda unlu bilimadami Nikola Tesla kesfetti. Adam o yillarda 4 küsür yaratmayı basardi. Sonra öldürüldü. Edison, Nikola Teslanin yaninda tinerci kalir. Herifler daha 1950 li yillarda japonlarin kafasina atom cakti. Ustunden 60 kusur yil gecti. Dusunemeyiz ki halen atom en güclu silah olsun.  Bir zamanlar bu yazıyı yazmıştım O deprem oldugunda inanmadim. Nedeni illuminati de degildi. Çünkü o zaman bilmiyordum illu denilen medeti.  Bana inandirici gelmemisti o kadar dogal afet. Benimkisi sadece bir hayalgücüydü. Aynen Rusya da gectigimiz yillarda ortaya cikan yanginlar gibi. Nerede oldu Rusya da! Rus bu duruma şaştı kaldı. Nereden geldiği belli olmayan virüsler, hastalıklar türüyor. Bunları filmlerinde işliyorlar. İlacınıda bunlar buluyorlar. Sadece Çinlileri öldüren grip gibi.

 Adamlar emellerine ulasmak icin, hollywood, Mtv’, Cnn gibi bir güce sahipler.  Aslında paranoyak olmamak lazım. Cünkü ABD de bile bu tür insanlarla mücadele eden kişilerin olduğu, kurumların olduğu aşikar. ABD nin yapmış olduğu politikaları eleştiren kişilerde mevcut. Bunu filmlerine, dizilerine koyan kurumlarda illaki var. Aslında interneti kuranlardan Allah razı olsun. Olsun cünkü bunun sonunda yaratanın olduğuna da inancım tam. Hiç bir şey gizli kalmıyor. Şimdileri ise böyle değil.

Bu adamlar filmlerinde, dizilerinde, haber kanallarında, müziklerinde, kitaplarında hep aynı temayı işliyorlar. Bir saldırı olacak. Farkındaysan ABD ordusu bu tarz filmlerde topunu, tüfeğini, ucağını, helikopterini, tüm savaş gücünü film de göstermekten çekinmiyor. Burada gelişecek olan bazı olaylar için reklam yapılıyor.  Korku panik içinde olan insanlar ABD den medet bulacaklar. Bu konu yabancı olmasa gerek!!  Dünyayı tek elden yönetmek. Din, kitap her şey bizden olusur izlenimi bırakmak. Bence gelişen her olay, kıyametin alametlerine ve Dünyanın sonuna doğru yaklasıldığının kanıtı olsa gerek. Bu oyun kartlarının hemen, hemen hepsi gerçek(bknz : tıkla, hatta tıkla) Adamlar bu kartları 1994 de basmışlar.İçlerinde ikiz kulelerin yıkılışı, pentegonun vuruluşu, japonya depreminde hasar gören saatin simgesi gibi… Bu düşünce tarzı, yuzyıllardır süren bir sömürge anlayışının sebebi. ABD yi Avrupadan gelenler kurdu. İsraili Avrupadan kaçanlar kurdu. Eskiden sömürge İngiltereydi. Artık üçe bölündü.


Allah kitabında hep kibirden bahsetmiş. Su an dünyayı kibir ve egosu tavan yapmış, Allah ile yarısan ve şeytani fikirlere sahip kişiler, şirketler yönetiyor. O yüzden ufolar ve saldırı olayları hep aldatmaca.  Gelişecek olan olaylar için insanları hissisleştiriyorlar. Hayal gücümüz öyle bir duruma geldi ki; Beyoglunda uzaylı görsek normal algılayacağız. Bilmiyorum belki de amaç buydu.Aslında güzel bir örnek vereceğim. Atatürk’ün dağlara, tepelere vuran silüeti sizce normal mi?  Öyle boş gözlerle bakıyoruz ki sanki olağan bir şeymiş gibi. Halbu ki bir gerçek var ki blubeam diye bir şey icat oldu. Kim bilir ne zamandan bu yana kullanılan bir olay!  Orada bir şey var. Düşün Kabe de veya Vatikanın tepesinde doğacak bir görüntüyü. Bir Deccal yaratmak!! İlluminatinin tek göz ve tüm dinlerdeki Deccal tarifi ile uyuşuyor. Almanlar 2. Dünya savasına zeplinleri yaptı. Nereden bileyim bunların halka şeklinde uçak yapmadıklarını!! İster illuminati de, istersen siyonizm de sonucta yarattığı etki, İnsanın tüyleri ürperiyor. Milyonları peşlerinden sürükleyebilirler. Belki de bunca gelişen olayın amacı da budur. İsa ve mesih olaylarını gerçekleştirmek. Deccalin ta kendisi olmak. Bir nevi yaratanla yarış etme inancı.

Beyin bedava

Hattini x operatore tasiyip sonra Turkcelle geri donus yaparsan 29 liraya 600 dak her yone… Haftada 2 gün sabah 6, aksam 6 bedava… Turkcell 10 yıllık müşterisine 180 dk :​32 TL ile 500 dak : 59 liraya veriyor. Sonunda onu veren 69 u verir mantığına çekmeye çalışıp x kampanya adı altında bir paket çıkarıyor. Fatura gelince bir bakıyorsun ki 70-80 arası giriyor. Sen bu yüksek faturayı ödeyince 100-110 da koymaza getiriyorsun. Sonrası malum. Halbuki hattını tasıyıp, geri döndüğünde seni el üstünde tutuyor. Bir iyi bir iyi ki sorma!! Vermediği kampanyaları 12 ay bedavaya veriyor. 12 ay geçince malum!!. Demek ki neymiş; her 12 ay da bir hattını tası!!. O zaman verdiğin faturayı seneye vurunca hesapla bakalım üstüne basına neler alıyorsun. Hatta Turkcell-in kamu çalısanlarına olan özel tarifesinden bile daha modifiyeli halde konusuyorsun. Üstelik aynı paraya.


Bu olay Digitürk için de geçerli. Sana zam yapan firma ile anlaşmanı boz. Resti çekince size şu özelliği bilmem ne ay bedavaya verelim yada size en iyisi zam yapmayalıma getireceklerdir. İnadından vazgeçme. Üyeliğini iptal ettir. Sonra git bir daha üyelik yap. Mutlaka yeni üyeye kampanya olacaktır. Kurumsal firmalar duygusala bağlamazlar. Size bir uyanık senmisin la… da demezler. Size bir baba şefkati ile yaklaşırlar.

Mavi marmara degil aslında yesil marmara

Herkesin dilinde bir mavi marmaradir gidiyor. Sirf bu yuzden israil ile aramiz acilmis gibi gozukse de aslinda o isin gorunen tarafi. Bir gercek var ki orta doguya hakim olma güdüsü her seyin önüne geciyor. Turkiye komsulariyla iyi gecinme politikasi, filistine olan tutumu, iran ile ortaklasa pkk ya mudehale etmesi, libya harekatina katilmasi, vizeleri kaldirmasini tamamen ortadogu, akdenizde var olma stratejisi olarak gorebilirz. Gel gelelim su gercegi kimse konusmuyor. Türkiye hamle yaparken, israilin gürcistan,rum ve yunan ile askeri anlasmaya girmesi tamamen bir tesaduf mu? İsrail yunan hava sahasini kullanip tatbikatlar yapiyor. Rum kesimiyle bir olup sinirlarimizda petrol aramak istiyor. Petrol, enerji catismasi geldi kapiya dayandi.  Bu cografyada ben de varim diyen, belli basli yatirimlar yapan Türkiye nin boyle bir girisime karsi cikmasi en dogal hakkidir. Belli ki israil tarafi yaptigi asker ve ekonomik anlasmalar ile bu soguk savasa hazir gibi. Umarim bu surtusmeler sicak bir catismaya donmez. Ufacik bir hareket fitili atesler. Mavi marmara ve gazze olayin insani tarafidir. Bu isin ekonomik ve stratejik önemi daha önemlidir.

Voleybolcu ama kısa shortlu kız!

Ama çok kısa. Nasıl desem diz kapağının bayaaa üstü.!! Lambada tarzı bir şey sankim…Her ramazan öncesi veya sırasında mutlaka patlak veren olaydır. Şeriat mı geliyorcular, Türk halkının %60 aptaldırcılar, Tehlikenin Farkındamısıncılar, iki kişiden biri AKP ye oy vermiştirciler, İran mı oluyoruzcular,  Aziz Nesinciler, Fethullacılar, başımı örtmelerinden korkuyorum, A.sıcmalarından cekiniyorumcuların ortaya çıkarmış olduğu boş gürültüdür.  Şimdi çıkıp da bu olayı toplumsal olaymış gibi gösterme cabasına giren ateşli çocuk boşuna rüzgar yapma. Sen rahat ol. Tencereye vurduğun o kaşıkları çekmeceye koy… Ne öyle ramazan davulcusu gibi kafa şişiriyorsun. Ülke elden gidiyoreee, vay yobazlar, pis gericiler yhaaa vs tarzı konuşmalardan artık sıkılmadın mı?


Arkadaş bu olay ‘‘vaka-i adiye”dir.  Bu olayı illaki siyasi görüşe çekmek, sadece shorta endekslemek bana göre art niyettir. Bilmem hatırlarmısın! Sabah Namazına giderken öldürülen 28 yaşında ki Tamer Koç’u ? (Bknz)  Öldüğü günün akşamında dünyaya gelen oğlunun olduğunu? Ben hatırlamıyorum bu olayın bir short kadar tepki doğurduğunu! neredeydi bu insanlar?  Evet büyük bir acı ama malesef ki bu olay da vaka-i adiye‘dir. 70 küsür milyonun yasadığı her gün yüzlerce insanın bir sebepten dolayı hayatını kaybettiği, büyük bir ülkeyiz. Şereflisi var, şerefsizi var. Bu ülke de dekolte giydiği için tecavüzü göze almış diyen insan olduğu kadar, insanları kılık kıyafeti yüzünden iten, dışlayan yeri geldiğinde küfür eden insan modeli de mevcut… Arkadaş bu ülke de senin eteğin neden kısa diye döven çıkacağı kadar, eteğin kısa olusundan ötürü tacizin tavan yaptığı  bir olayla da karşılaşabilirsin. Neymiş 70 milyon muşuz… Ama her defasında ortaya hep aynı tiplerin çıkması ve olayları hep kendi eksenleri etrafında çevirmeleri hakikaten mide bulandırıyor…