Uluslari kontrol etmek istiyorsan petrolu, insanlari kontrol etmek istiyorsan yiyecegi elinde tutacaksın demiş Henry Kissenger davarı. . Bu sözü söylerken aslında Henry öküzü laf olsun diye söylememiş. Nereden bakarsan bak, bir 100 yıllık hayali gerçekleştirme özetiydi söylediği O söz! Eğer ülkende Tarim ve Hayvancilik bitti ise istedigin kadar her yeri santiye yap, istedigin kadar sanayin ilerlesin. Gecmis olsun. Adama geçti borum pazarı, sür eşşeği Niğde’ ye derler. Enerji uretemiyor, tarimcilik faaliyetin yok, tohumu israilden, hayvanı ABD den, ham-maddeyi disaridan aliyorsan daha bu noktada bir seyler tartişmanin bir anlami yoktur.

Milliyetin sitesinde bir haber ilgimi çekti : Norveç’in Svalbard Adası’na yapılan Kıyamet Ambarı, ismini verdikleri 1983 den bu yana yeryüzündeki tüm bitkilerin tohumlarını saklamışlar. Amaçları şayet kıyamet koparsa, ekolojik sistemi korumak adına bik bik de bik bik.. Biliyorsun ki Gezegenimiz hasta. Destekcileri oldukca yardımsever! bir vakıf yada artık her ne deniyorsa Rockefeller ‘ın başını çektiği vakıf kuruluşları. Bak sen şu işe bilim kurgu gibi. Kedi canını sevdiklerim. Sizi gidi sevimli greanpeace’ ler. Halbuki ne de düşünürlermiş bu sevimli gezegenimizi…
Düşünsene hacı! Donmuş bir Dağın 130 metre altına inşa etmişler. Dünya’ nın dört bir yanından topladıkları tohumları koruma altına almışlar.(vuuuuu) Oldu ya bir Savaş, Deprem, Kıyamet gibi bir durum söz konusu olduğunda, kuzey kutbuna 1100 km uzaklıkta ki buzdağına, 1000 yıl kadar bozulmadan tohumlar koruna-biliyormuş. Amaç Dünya Kardeşliği. Ooy sevgi pıtırcıklarım benim.
Acaba gerçekten öyle mi? Sadece neden saklıyorlar lan bu kadar tohumu? Diye kendine bir soru sorduğunda insan bir duraksama dönemine giriyor.Sor bakayım kendine O soruyu? Ha işte ben de onu diyorum; Bu deyyuslara güvenilmez ya la…

Rockefeller kimine göre yardımsever, kimine görede iblisin ta kendisidir. Bir kasenin içine Hitlerin Almanyası, Stalinin Rusyası, İtalyanın Mussolinisi, Libyanın Kaddafisi, Irakın Saddamını koy. Yüksek ateşte yak. Ortaya çıkan yemeğin adı : Rockefeller’ dir. Kendileri Yeni Dünya Düzeni adı altında, bizleri sessiz ve derinden öldürmekle meşguldürler. İlluminati‘ yi araştıranlar zaten bu aileye aşinadır. Rockefeller ve Yeni Dünya Düzeni gibi sapıkca düşüncelerin var olduğu bir konu olunca ilgi alanıma girdi. O yüzden Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl’ ın Ölüm Tohumları isimli kitabını aldım. Kitap insanın tüylerini ürpertecek derecede vahşi kapitalizmi anlatıyor. Norvecin bilmem neresinde Tohumları saklamalarının sebebi Küresel Krizin yakın oluşudur. Bu Kıyamet Ambarına sponsor olan Rockofeller, Monsanto, Dupont, Syngenta gibi firmalar Genetiği değiştirilmiş Tarım Kimyasal Devleridirler. Yani anlayacağın GDO nun yaratıcılarıdır.
GDO lu bir tohum, orjinaline nazaran bir defa mahsül verir. Daha masraflıdır. Çiftciyi şirketlere gebe bırakır. İlaçları ve gübresi ayrı paradır. Asla ama asla onbinlerce yıldır, Çiftcinin emek verip, nesilden nesile aktardığı, yaratanın İnsanoğluna hediye ettiği tohumlar gibi değildir. Adı üstünde Genetiği değiştirilmiş Organizma.
Amaçları : Tamamen yasal olan Bu GDO lu ürünleri Az gelişmiş yada gelişmekte olan ülkelere pazarlamaktır. Pazarlanamaz ise illegal yollarla ülkeye sokmaktır. Bir defa ekildikten sonra asla verim alınamayan, orjinalinin yerine bu işe yaramaz, kapitalist düşünce tarzına uygun tohumları yerleştirip İnsanoğlunun dengesini bozup, yıllardan bu yana hayal kurdukları sapık düşüncelerinin son halkasıdır. Yiyeceği elinde tutarsan, insanları kontrol edersin sözünü Rockefellerin köpeği olan kissenger bosu, boşuna söylememiştir.
Rockefeller, dediğimiz vakıf zamanında Hitlere üstün Irk konusunda da kaynak oluyordu. Düşünce tarzları sapıkca ve satanistceydi. Gereksiz ırk-lar yok olmalıydı. Çünkü istem dışı çoğalan nüfus hammadeyi kullanacaktı. Rockelfeller vakfı İnsanoğlu üzerinde deneyler yaparak, ırkları yönetebilmek adına ilaçlar yaptı. GDO gibi ürünler ile insanları zayıf düşürmenin yollarını seçti. 3. Dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelere genetiği değiştirilmiş ürünler yollayıp insanları kısırlaştırmak gibi hedefleri olan sapıkca bir düşüncenin olusumlarıyla ortaya çıkan bu GDO tarzı ürünler aslında finansörlerine bakıldığında ne bok oldukları ortaya çıkıyor.
Rockefeller vakfı Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık örgütü denilen terörist birimler ile Filipinler, nikaragua, Porto rico gibi 3 Dünya ülkelerinde tetonoz aşışı adı altında kısırlastırma programı sürdürmüşlerdir. Bu ortaya çıkınca yalanlamışlardır. Meksika gibi mısır tüketen yere döllenmeyi engelleyen değerler tasıyan GDO lu mısır soktular.
İlk GDO düzenlemeleri Amerikan başkanı Reagan döneminde başladı. İlk Kobay ise Tarım arazileri ve nüfus yapısı nedeniyle Arjantindi. Gel bakalım o zamanın Arjantini gidelim! 1980 lere kadar Arjantin de yaşam standartları iyi bir ülkeydi. Çiftci borcları minimum düzeydi.70 ler de Petrol fiyatlarının hızla artmasından sonra (Rockefeller demek petrol demektir) Arjantin de hiç bir şey eskisi gibi gitmemeye başladı. Gerekli olan petrol ihtiyacını gidermek için Rockefellere aitolan citibank gbi bankalar çok iyi koşullarda kredi sattı. Bir süre sonra ABD merkez bankası Doların çökmesini engellemek için Faiz oranlarını %300 artırınca Arjantin Rockefellerin kucağına oturmuş oldu. İthal mallar bir an da ülkeye giriş yaptı. Ülke karısıklık içerisinde olup yaşam standartlarını ve askeri rejimi protesto edenlere karşı vahşice bir tutum sergilendi (Bu olaylar bana baya bir tanıdık geldi) Serbest piyasanın gelişmesi Rockefeller gavatını oldukca memnun edecekti.Cunta rejimi sonucunda bankalara olan borç daha da arttı! Sonucta Rockofeller okulu olan harward dan mezun cavallo Arjantinin başına geçti. Bu saatten sonra İMF olaya el atıyor, ekonomik serbestleştirme ve özelleştirmelere mümkün olduğu kadar esnek bir şekle geliyor. yolsuzluk alıp başını gidiyor. Rockefellerin bankalarından biri olan Citibank Arjantine tüm ağını kuruyor böylece zengin arjanlar paralarını artık yurt dısına kaçırabiliyorlardı. Sonunda Para birimi olan peso, dolara bağlandı. Ne kadar ekmek, o kadar köfte anlayısı gelip dolar varsa peso da var olacaktı.
Artık olaya Türkiye de de şubeleri bulunan Monsanto el atıyordu. Ülke de tarım arazileri kelepir fiyata satışı gerçekleşti. Çiftciler zorlanarak ülkenin her yerine GDO lu soya fasulyesi dikildi. Kazanan asla çiftci olmuyordu. Bildiğin köle gibi çalısıyor ellerine gecen para ile yeniden monsantodan gübre ve tohum almak zorunda kalıyorlardı. Topraktaki hayati tehlike kaybolmuş, efsanevi bitkileri olan pampas bitkisi yerine buğday, arpa dikiliyordu. Geleneksel tahıllar, bezelye, yeşil fasulye, ve mercimek kaybolmak üzereydi. Arjantinin önde gelen tarım bilimcisi bu iş böyle giderse 50 yıl sonra Toprak hiç bir ürün veremeyecek duruma gelecek sözünü sarfetmişti. Arjantin ABD den sonra en çok GDO lu ürün kullanan ülke durumuna gelmişti.
Kendi vatandasına bu GDO lu ürünleri yediren bir zihniyet sence başka ülkelerin zenginliklerine, vatandaşlarını düşünürmüydü? Dünyanın bir çok yerinde genel de aynı taktiklerle GDO lu ürünleri ülkelere sokup, insanları bu şirketlere muhtac hale getirdiler. Artık GDO her yerdeydi. ABD, Iraka girdiğinde Başkan Bush dedi ki,; Bizim ırak ta bulunma sebebimiz, buraya demokrasinin tohumlarını ekmektir. Bu tohumlar serpilecek ve tüm otoriteryanizm sona erecektir. Amerika, Arjantine uyguladığı ekonomik yöntemleri uyguladı. İMF ye borçlu olan, Irak yönetimi GDO lu ürünler için zorlandı. Çiftci bu ürünleri kullanmak istemiyordu. Bunun tek sebebi binlerce yıldır süre gelen mezepotamya öğretileriydi. Çiftci kendi bildiği yöntemlerle verimli toprakları eşmek istiyordu. Gel gelelim boynu bükülen, zorla GDO lu ürünleri kullanmak zorunda bırakıldılar. Irakta bir bankada bulunan ve bir kopyası Suriye de olan, Yuzyılların birikimi zengin Tohum Hazinesi atılan bombalar ile yok edildi.
Rockefeller vakfı Dünyanın açlık sorununu çözme adına bu GDO lu ürünleri afrikaya sokmak istedi. Karsı cıkanlara ise Dünya Ticaret Merkezi tehditi ile susturdular. ki Dünya’ nın her yerinde GDO lu ürünler hızla ilerlemektedir. Bu yüzden Rockefeller, monsanto gibi Genetik ile uğraşan firmalar kuzey kutbuna bu tohumları koruma altına aldılar. Çünkü Dünyayı tek elden yönetmek amacları gibi tarihin en diktatör tavrına sahiptiler. Rockefeller gibi zengin aileler ABD de vergiden muaftırlar. Bu zengin ailelerin calısmaları sayesinde ABD süper güc olmuştur. Dünyanın bir çok yerinde GDO lu ürünler kullanılmakta olup, Allah’ ın insanoğluna hediye etmiş olduğu tohumlar yokedilmektedir. Ulusları yok etmek için yüksek maliyetli bombalar yerine GDO lu tohumlar ve ırklara göre ortaya cıkartılan hastalıklar(kus gribi, domuz gribi, kene) daha ilgi ceker duruma geldi. Doğum kontrol haplarıyla insanoğlunun üremesi engellendi. Yiyeceklere kasti olarak konulan zararlı maddeler ile kanser yayıldı. Bu tahılları yiyen hayvanlar kesilip önümüze hamburger eti olarak sunuldu. Hepsi yüzyılların vermiş olduğu satanistce bir düzenin kurgusundan öteye geçip, su an faaliyete geçti. Hepimize geçirilmişler olsun.
Bakara 205 nolu ayet de der ki; Ve dönüp (gittiği) zaman, yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek (yok etmek) için çalışır. Ve Allah fesadı sevmez.