TaÅŸÂ duvarlarına mı aşık oldum acaba! Yoksa oturmak yerine tepindiÄŸim sarı kırmızı koltuklarınamı! Belki o betonun üstündeki kırmızı direkten nasıl olurda düşmediÄŸimi anlayamadığımdan…Yada 2 metre önümden monacoya koyan hagiyi unutamadığımdan yada kim bilir…Paramparça olan gırtlaklarımdanmıdır nedir…Bir acayip hissediyorum senden koparken..Ne yani ÅŸiÅŸiliden inerken çıkmayacakmısın karşıma..Yolu köprüye düşen kimse görmeyecek mi? Hızlı, hızlı yürümeyeceksem eski açık boyu…(anm) Kapalının duvarlarını aşındırmayacaksam! Ne anlamı kaldı ki bu dünyanın… Böyle uyuz bir hava çöktü üstüme. Kapısında sabahladığım, köfte ekmek yediÄŸim, kızıp, kızıp her defasında ocağında bittiÄŸim, gururlandığım, sevinçten aÄŸladığım, sinirden köpürdüğüm, duvarlarını tekmelediÄŸim, sokaklarında kedi- fare misali adrenalin yaÅŸadığım bitmek bilmeyen anılarımla beraber yıkılıyor Ali Samiyen. Nasıl bir ÅŸey bilemezsin. Hani eskilerden bir ÅŸarkı çalar bir an durursun, bazı olaylar vardır ki unutamazsın. O olaylar zihninde bir yer edinmiÅŸtir. Ben michael jackson öldüğünde, saddam öldürüldüğünde de üzüldüm. Çünkü ben bunlarla büyüdüm. Ali Samiyen’i yıkmak demek çocukluÄŸumu, anılarımı yıkmak demek. Ben barlara, oralara buralara gitmedim Samiyene gittiÄŸim kadar. KaÅŸkolumu sardım boynuma…Sevdim arkadaÅŸ, gönülden sevdim.
Sen rüyalarımda
