BaÅŸlığında izmir olan Yılmaz Özdil yazılarını okumak yerine, gırgır okumayı tercih ederim. Fenerbahçelilerin biz söyleyiz, biz böyleyiz.. Türkiye Cumhuriyeti bir yana, Fenerbahçe Cumhuriyeti bir yana tarzı yaklasımları neyse Y.Özdilin İzmir konusunda sergilemiÅŸ olduÄŸu bakış acısıda O’dur.Ne İzmir’ miÅŸ arkadaÅŸ ya. Allah’ dan tarih kitapları var da, İzmir’ in geçmiÅŸi ile alakalı bir çok bilgiye sahibiz. Kayseri, Konya, Bursa, Edirne köşesinden Trabzon ve İstanbul varken İzmir sadece iÅŸin popilist tarafı olarak kalıyor. 1890 yılı itibariyle İzmir’ in nufus dağılımına ve kültürünün nereden geldiÄŸi konusunda bence biraz araÅŸtırma yapmak lazım. Sıkıldım artık bu İzmir davalarından. izmirliler şöyle, İzmirliler böyle. İzmirlilerde olmasa Aaa pes yani!! Yakında İzmiri baÅŸkent yapalım bari herkes rahatlasın.  EÄŸer Milliyetci ÅŸehirler aranıyorsa öncelikle bakılacak o kadar çok Anadolu da ÅŸehir var ki… Bunların için de İzmire sıraa ne zaman gelir bilemem. Kanımca Yılmaz Özdil! İzmir temalı yazılarında biraz abartıyor gibime geliyor.  BaÅŸka illerimize dokundururken, İzmiri yüceltmek biraz ayıp olmuyor mu? Çok seviyorsan İzmiri git oraya yerleÅŸ. Çıkma oradan dışarı! İzmirin yerel gazeetelerinde aÅŸkını, sevgini anlat. İzmir, İzmir derken ÅŸu ilimize, bu ilimize laf atması insanın zoruna gidiyor. İzmir neyse Trabzon da O’ dur. Edirneyide severim. Åžimdi Edirne siyasi durusunu hiç bozmayan bir ilimiz. Kimse çıkıp Edirne hakkında bir yorum da bulunabiliyor mu? Yılmaz Özdil gibi İzmir de, İzmir diyenler çıktığı sürece, baÅŸka illerimize laf atanlar cirit attığı sürece İzmirin dillendirilmesi kadar doÄŸal bir olay yoktur. Åžimdi Trabzon ve Rize hatta DoÄŸu Karadeniz O’nu da geçtim tüm Karadeniz bu refaranduma evet dedi. Åžimdi bu illerimiz Cumhuriyet düşmanı, az milliyetci mi demek oluyor? Yılmaz Özdil ve O’ nun gibi durusları eleÅŸtiriyorum…
Aralık, 2010 Ayının ArÅŸivi»
Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
Koç ailesinden biri cıkıp ‘haremlique adı altında bir marka çıkarabiliyorsa, bir Kürt de çıkıp alfabesinde var olan X, Q, W ile ilgili harflerden oluÅŸan bir marka çıkarabilir anlamına gelir. NiÅŸantaşı, Etiler, Bebek… Orada, burada, ÅŸurada  var olan bir kafe! yemek menülerinde yabancı kelimeler taşıyorsa, bir Kürt çıkıp kendi dilinde  yemek menüsünü tabi ki de hazırlayabilir. Benim ülkem de avm adı altında Historia, capacity, palladium, olivum, caruesel, galeria, optimum gibi alışveriÅŸ siteleri kuruluyorsa zaten dilimiz istila altında demektir. O yüzden bir kürt cıkıpta kendi dilinde bir yer açarsa buna kızmanın, hayıflanmanın bir anlamı yok demektir. Bir markete girdigimde bir ton yabancı yiyecek, icecek ile karşılasirken, kürtce bir isimle satılan bir ürüne tepki gostermem anlamsız olur gibime geliyor. Bir kürdün en azından bu ülke de, bir el kadar hakkı olduguna inanıyorum. Evet kendi diline sahip cıkabilir. Kendi tarihi, kendi kültürünü merak edebilir. Aralarında tabi ki de Kürtce konusabilir. Dergi, gazete hatta tv de çıkarabilir. Bir onceki devletimiz olan Osmanlı catısı altında nasıl yasayıp, bir arada durabildiysek simdi de durabiliriz. Hic bir sakıncası yok.
Gel gelelim bu demek degildir ki, Kürtce resmi dil olsun. Bu ülkenin resmi dili dün oldugu gibi bugün de Türkçe’dir. Ilelebet öyle kalacaktır. Çok medeniyetli oldugumuz düsüncesi dün oldugu gibi, bugun de tartısılmaz bir gercek olsa bile, bir gercegi unutmamak gerekir. Bu ülkenin temel taslarını, sınırlarını Türkler kurmustur. Osmanlı döneminde bile olmayan, olmayacak bir durumu gündeme getirip kafaları bulandırmanın, ötelemenin, cemkirmenin kimseye bir faydası yoktur. Sırf oy icin siyasi bir karar almak ise kendi ipini çekmek demektir. Burada milliyetci bir tavırdan cok hakkaniyete, akla ve mantıga sıgmayan düsüncelerin bu ülkeye yarardan cok zarar getirecegine inanmaktayım. Yeni anayasa yapılsa bile bu konuyu gundeme getiren, acaba diye halka sunan tegabir davranan belbedin önde gidenidir.