2010 Temmuz | Kayhanovic


Temmuz, 2010 Ayının ArÅŸivi»

Ejderha Dövmeli Kız

Sen çık bir kitap yaz.  Üşenme  bu iÅŸi abart, seriye döndürüp üç çilt yap. O kitap Tüm Dünya’ da 31 dile çevrilsin, 41 ülkede yayımlansın, 30 milyona yakın satsın,   milyonlarca  Euro nun üstünde para kazan ama bir sentini bile harcayama. Ben şöyle bir yazarım, böyle bir yazarım diye böbürlenme.  Çünkü Öl. Çok iyi ya. Kitapların yayınlandığını bile göremeden 50 yaşında kalp krizinden vefat et.  Hayat çok tuhaf lan dedirtiyor adama.  Stieg’ im Larsson’ um hakkın raÄŸmetine kavuÅŸtun biliyorum ama sen bir tohum attın, aha da benim kucağımda bitti. Vesselam büyük adamsın. Baltık Denizi çevresinde, bu sıcak yaz günlerinde İsveçin O soÄŸuk kışını iliklerimde hissettirip, klima etkisi yarattığın için şükranlarımı iletip 3 elham, bir fatiha yı hakketin her ne kadar elin K.uzey Avrupa‘ lısı olsanda…

Birbirine baÄŸlı, bir o kadar da uzak bir aile… Yıllar önce kaybolan bir yeÄŸen  onu bulmak veya cinayeti aydınlatmak için bir gazeteci kiralayan zengin bir amca. Aile arasında geçen o yoÄŸun entrikalar. Katil uÅŸak hayır, hayır bahçıvan tarzından çıkıp insanın içini kemiren tüm detayların ustaca kurgulandığı, ayakları yere basan bir hikaye ile karşımıza çıkıyor  Ejderha Dövmeli Kız. (Bknz)


Filmi de var dedirtiyor adama. The Girl with the Dragon Tattoo (Män som hatar kvinnor ) adında 2.5 saat süren sinema şöleni. Elinin altında olmasını bildiğin halde; kitap bitmediği için izleyememek! adama nasıl koyuyor anlatamam. Bana göre böyle akıcı bir kitap, 2.5 saate sığdırmak çok zor. 3-4 bölümden oluşan mini bir dizi ancak kaldırır böyle bir konuyu. Gel gelelim yapacak bir şey yok. İzleyeceğiz elimiz mahkum.

Twitter background


Can sıkıntısı falan böyle seylerle uğrasıyorum. Ha bir faydası var mı? Yook. Ee ne yapacan işte takılıyoruz kendi halimizde.

ccc Kewell Reis ccc

Binlerce cinayete engel olmuÅŸ futbolcudur. Bknz: Harry Kewell giderse çocuÄŸumu keserim…

placebo-daddy-cool

İp Man

Olay budur dedirten filmin ta kendisidir.  Ölmeden önce izlenilmesi gereken filimlere bir yenisini daha eklediÄŸim için ayrı bir ÅŸekilde mutluyum. Bu kategoriye nedense hep uzakdoÄŸu filimlerini ekliyorum. İp Man de uzakdoÄŸu filmidir. Bruce Lee nin çok filmi çekilmiÅŸtir. Yok oÄŸluydu, yok hayatıydı, yok karısısıydı, görümcesiydi, kaynatasıydı falanda fıstık dersiniz ama hiç hocası var mıdır, yok mudur diyeniniz olmaz. Bruce Lee ye bu dövüş sanatını herhalde uzaylılar öğretmediÄŸine göre bir bilge mutlaka olmalı. İşte bu Film o ustanın hayatını anlatıyor. Anlatıyor ama ne anlatıyor. Dillere destan bir ÅŸekilde. Aha da benim gibi ölmeden önce mutlaka izle çığırtkanlığında. Açıkcası ben dövüş filimlerini pek sevmem, haz etmem. Bayağı bulurum. Havada ucan adamlar, ölmek bilmeyen figüranlar, ölüp, ölüp tekrardan dirilinenler ama İp Man apayrı bir film. O’ nu ancak izlediÄŸinizde hak verirsiniz. İp Man’ i oynayan Donnie Yen sen nasıl bir adamsın. Sen insanmısın ya! Bu nasıl bir özgüvendir. O güzel tebessümü izleyeciye nasıl bir aktarma ÅŸeklidir. Bu ne ustaca bir rol kesmedir.  Bu filmin  ülkemize gelmemiÅŸ olması  çok ama çok büyük bir kayıp. İMDB’ de  en iyi 250 film arasında  hızla yukarılara doÄŸru yükselip 8.2 gibi bir oy oranına sahip bir filmi  GiÅŸe üzerine kurulmuÅŸ olan bu sektör aslında sinemadan zerre kadar anlamadığını bir kez daha kanıtlamış olsa gerek.

Tanrının doğumgünü

Adı Burak Özdemir olan bir Reklamcı günlerden bir gün Tanrı‘ ya kafayı takıyor. Tanrı’ nın  imajını deÄŸiÅŸtirmek adlı bir proje hazırlıyor. Bununla ilgili bir kiÅŸi elemana bir mail atıyor. ”Biri beni mi çağırdı” Bu projeye katkıda bulunmak, sizinle çalışmak isterim…  Neyse bunlar randevulaşıyorlar. Burak kendisine gizemli mail atan kiÅŸiyi ÅŸirkete çağırıyor. Böyle uçuk bir projeye kim destek olabilir misali merakı an be an artıyor. Neyse eleman en sonunda mail atan gizemli kiÅŸiyi tanır. Uzun boylu, yakısıklı, kendinden emin biri karsısında durmaktadır. Yeryüzünde iÅŸler iyi gitmiyor, insanlar huzursuz ve artık imajın deÄŸiÅŸmesi lazım hesabı kartını bırakıp elemanın yanından ayrılıyor. Bizim reklamcı patronuna olayı anlattığı zaman, patronu olacak insan kiÅŸisi faiÅŸ bir fiat çek, başından sav gitsin diyor. Bizim eleman mail atarak sizinle çalısırım ama haftalık ÅŸudur, budur diyip ne de olsa kabul etmez misali baya saÄŸlam bir para çekiyor. Gel zaman git zaman cevap geliyor. Üstelik paranın yarısı bankaya yatmış bir ÅŸekilde!  Bu çılgının kim olduÄŸunu ve niyetinin ne kadar ciddi olduÄŸunu gören elemanın ÅŸaÅŸkınlığı bir kat daha artıyor. Olaylar zinciri bu saaten sonra baÅŸlıyor. Eleman bir gün msn de takılırken Dona(Tanrı) isimli bir kiÅŸi elemanın msn’ ine katılıyor. Elaman ne yani ÅŸaka mı hesabı gırgıra alıyor. Bir tek kendisinin bilebileceÄŸi ÅŸeyleri Dona söyleyince bu kiÅŸinin Tanrı olduÄŸuna kanaat getiriyor.  Burak sorar:  Nasıl olur da Tanrı insanla chatleÅŸir?  Dona cevap verir: Musa ile çalılıklar üzerinden konuÅŸmustum, seninle de internetten yazışıyorum. Bunda ÅŸaşılacak bir ÅŸey yok cevabını alır. Bundan sonra İslam konusunda derin bir muhabbet baÅŸlıyor. Ayetler yer, yer tefsir ediliyor. Felsefenin en uç noktalarında geziliniyor. Tanrı olduÄŸu ileri sürülen Dona ve Burak   kanka misali konuÅŸmayı derinleÅŸtirirler. Burak ne sorsa, Dona‘ nın illaki bir tatminkar cevabı vardır.   Kitap da ne yalan söyleyeyim o kadar felsefe ve iyi niyet kılıfları içinde söylenmiÅŸ sözler var ki katılmamak elde deÄŸil.

CANA geleceÄŸine mala gelsin


Lorik Cana. Dün akÅŸam twitter’ a yazmıştım. Bu adam bize gelsin kendimi tribünden aÅŸağıya atarım. Aslında pek gelebileceÄŸine inanmıyordum. Hedefleri büyük, hırslı bir eleman. Evet O bir CANA’ var.  Onu ilk kez BeÅŸiktaÅŸ-Marsilya macında görmüştüm. AÅŸkımız orada baÅŸladı. Göz koydum oÄŸlum saa. Artık bizimsin.  Sen sahada çıldır, biz tribünde…

Mirac kandili

Bugün bildiÄŸiniz gibi Mirac Kandili. Sevgili Peygamberimiz yaptığı mukaddes ve manevi yolculuÄŸu kutladığımız gündür. Hatta kur-anı kerim de bu yolculuk hakkında acık secik beyan eden ayetlerimiz mevcuttur.  İsra suresi ilk ayeti acın okuyun üşeniyorum bulupta kopyalayamam. Hepimizin kandili mübarek olsun. Ayetle süslenmiÅŸ olan bugün büyük bir gün olsa gerek… Gel gelelim iÅŸin boyutu sünnete gelince biraz duraksıyorum. Miraç kandili ile ilgili kafamı kurcalayan bir sünnet var. Aslında sünnetlerin bir çoÄŸu gerçeklik babında kafamı kurcalıyor. Allah kitabı koruyacağına söz verdi ama İnsanı O bile nankör ilan etti. Ben ÅŸimdi bu nankör insana nasıl güveneyim? Asırlar boyu , dilden dile dolaÅŸan sünnetlerin miktarı milyonları buluyor. Tamam bunların bir çoÄŸu ülkemiz de 2006 yılında elekten geçti. GerçekliÄŸi kanıtlanmış bir ton sünnet de var ama mirac kandili ile anlatılanlar bilemiyorum biraz ÅŸaşırtıyor. Allah; peygamberimize 50 rekat namaz diyor. Peygamberimiz geri dönerken Hz Musa’yı görüyor.  Ümmetin bunun altından kalkamaz Muhammed git allaha Teveccüh et diyor. Taki 5 rekata düşene kadar bu git, gel oluyor. En sonunda Hz musa gene git diyor. Peygamberimiz artık utandım, gidemem diyor. Bu görüşmeden 5 rekat namaz kararı cıkıyor.  EÄŸer yanlıs anlasılmazsam ÅŸayet!  Allah patron, Hz Musa sendikacımıki,  böyle  bir olay gercekleÅŸiyor? Allah İnsanoÄŸlunun bu kadar rekat’ ın altından kalkamayacağını bilemiyormuydu ki 50 rekat yaptı.  Hem  Hz. Musa bu olayı görüp neden, Peygamberimizi sürekli uyarma gereÄŸinde bulunuyor?

Kaderim Keitam yolun açık olsun…

Yan hakemin suratına bilerek sinsice bir şişe suyu çarpıp sonra şaşıran R.carlos, kendisini görmeyen meslekdaşına arkadan yaklaşıp kafa atan d.lugano, penaltıyı rahat attırmamak için herkese baka baka penaltı noktasına çukur kazan bilica, hafifçe yüzüne değen kol darbesiyle yerde dakikalarca kıvranan emre belözoğlunu görmeyip, amalar arasında bazı odunların sahtekarlıkla suclaması mantık erezyonuna uğratıyor insanı..

Yüce BaÅŸkan Polat açıklamış; Keita’nın Kaka ya yaptığı hareket i yakıstıramadım zartları, zurtları arasında bir gün sonra aldığı paraya satması yönetimin basiretsizliÄŸini gösterir!!

Başkan adamı neden sattın? Yerine Arjen robben, lucas podolski, alexis sanchez veya mesut özil, Ribery falan mı getireceksin?

Önce Üstüneli devreden çıkart, çık bik bik de bik bik de.. Sonra takımın en popüler adamını sat! Amacınız nedir anlamıyorum ki! Keita o boktan futbolun içinde, sakatlıklarla boÄŸuÅŸtuÄŸumuz anlarda takımı tek basına sırtlamaya çalışanların önde gideniydi. ArkadaÅŸ adam saÄŸ kanattı forvet oynatmak zorunda kaldık. Adam tek ofansımızdı.  Åžayet Keita ÅŸu an İngiltere de oynuyor olsaydı, biz onu 8′ e alabilirmiydik? Santos için bile 6-8 arası istiyorlar. Bu nasıl bir mantıkdır. Keita’nın yerine gelecek olanda gözümüz. Umarım mantıklı bir cevabı vardır. Yoksa bu hareketler bu sezon sizden çekeceÄŸimizin kanıtı olsa gerek…

The Triangle

Atlantik mi desem, Pasifik mi desem ne diyeceğimi bilemediğim bir okyonusun ortasında yelkenli ile ufak bir geziye çıkar bizim bıldırcınlar. Nereden geldiği bilinmeyen bir fırtına  bu şirin gezintilerinin tam olarak içine eder. Kibrit kutusu misali olan  yatları bu çetin Fırtınaya dayanamayıp alabora olur.  Çapsız, capsız pasifikimsi, atlantik okyonusunda tavşan gibi sürüklenirlerken ne idüğü belirsiz çakma bir titanic tüm ihtişamıyla  ortaya çıkar.   Bizim bıldırcınlar sevinçten havalara uçarlar. Gemiye bindikleri an biraz psikopat, muhtemelen biraz gerizekalı biri bunları lime, lime keser diye beklerken daha filmin başında herkes ölünce! ama bu kadarı da çok erkendi be diyip   illegal bir otenazi durumuna girip solunuma bağlı bir hasta durumuna düştüm. Dumur üstüne dumur olduğum sahnelerle baş başa kalmama vesile olan bir yapımdır.

Filmi izlerken öldüm, öldüm dirildim desem yeridir.  Filmin gidişatı beni olası bir cehennem tasvirinin içine çekip, son sahneye kadar  rahat bırakmaması oldu. Biraz eksik konuya sahip olan Triangle şayet bir dizi olarak çekilse idi,  izlenesi bir lost havası olunabilirmiş.  Gerçekci olmak gerekirse film bermuda şeytan üçgenine gönderme yapıyor. Sürekli Dejavu halleri olunası. Her gerilim filmi gibi Triangle da ucundan, kıyısından saçmadır. Gel gelelim ilginç senaryosu, müthiş kurgusu, kafa karıştırıcı hikayesi ile son yıllarda izlediğim en sıradışı yapım olduğu bir gerçektir.