2010 Haziran | Kayhanovic - Part 2


Haziran, 2010 Ayının ArÅŸivi»

Biz adam olmayız

Bir düzine ÅŸehit veririz. Ardından yas, matem, ÅŸehit anaları, ÅŸiirler, vatan millet sakarya derken 3 gün sonra hiç bir ÅŸey yokmuÅŸ gibi hayatımıza devam ederiz.  Yurdun içinden bir tim kacırılsın. Sonra 20 yasındaki cocuklarda sucu buluruz. Vatan haini damgası koyar Vatanın namusunu sırtlarına yükleriz.   Tunceli’ den kalkan 3 ambulans dolusu   saÄŸlık ekibi bile; yardıma gitmesi beklenen takviye kuvvetlerden önce iÄŸnesiyle, neÅŸteriyle, sedyesiyle olay yerine varsın, Ordu hava ÅŸartlarını bahane etsin,  uzaktan kumanda ile 10 askerimiz ÅŸehit olsun ama frekans bozucu jammer kullanmayalım. 15 günlük askeri sınıra yollayıp kurdun, kusun önüne atalım sonra çıkıp analar ne Mehmetçikler doÄŸurur diyelim. Uçağı İsrail’ den, istihbaratı ABD den alırız. Kendi göbeÄŸini kendisi kesemeyen bir ülkeyiz.  Bakıyorum da tv’ ye hep aynı edebiyatlar. Kimse hesap sormuyor. Hesap sorması gerekenler edebiyat yapıyor. Başımız saolsun, mücadeleden vazgeçmeyeceÄŸiz. Yılmayacağız, ÅŸunu yapacağız, bunu yapacağız. Biz aslanız, kaplanız diyerek gaz alırız. Olayı kökten çözecek siyasi kararları alamayız. Dışarıda İsrail, içeride PKK ikisi eÅŸittir ABD. Bu topraklarda olduÄŸumuz sürece başımıza bunlar hep gelecektir. Ne zaman kendi göbeÄŸimizi kesecek duruma geliriz, o zaman PKK biter. Bize bizden baÅŸkası yar olmaz. Güçlü olacaksın, kodumu oturtan cinsinden olacaksın. 100 km uzaklıkta olan PKK kamplarına bile bir ÅŸey yapamıyoruz. Çamura battık farkında deÄŸiliz. KeÅŸke İran’ ın başına gelenler bizim başımıza gelse. Tüm dünya keÅŸke ambargo uygulasa. O zaman ayakta durmayı öğreniriz. Alışmısız coninin, hansın oyuncaklarına. Hazırı varken neden üretelim ki deriz. Laylaylom bir milletiz. Biz nasıl isek öyle yönetiliriz. İşin özü Özenti bir milletiz. her PKK saldırısından sonra olduÄŸu gibi geleneksel PKK ya lanet yürüyüşleri yaparız. Çok kızdık mı ancak Taksimi inletiriz ama kimseden hesap sormayız.


Daha nereye kadar bu böyle gidecek? Bu filmi tekrar, tekrar izlemekden bıktım, usandım.  Eli, kolu baÄŸlı olmaktansa!  başımıza ne gelecekse gelsin. Sınır ötesinden gelip birliÄŸimiz vuruluyor ve tekrar kaçıyorlarsa bu iÅŸin sıcağı, soÄŸuÄŸu yoktur. Bu bir savaÅŸtır. Ne olacaksa da olsun. Evi basan börtü böcekler tek tek öldürmeyle bitmez. Kökten gireceksin. Gerekirse evi boÅŸaltacaksın. Ta ki bir tane kalmayana kadar girmeyeceksin…

Eski bir alışkanlık

Eskiden uA forum‘ da bir ÅŸeylere kızar atar tutardım. Bu atıp tutmalarım sınır tanımazdı. Bazen Fenerbahçe’ li baÅŸbakandan girer, İstanbul valisinden çıkardım. Kah kendimce haklıydım, kah haksız. Sonuçta gençliÄŸin verdiÄŸi ateÅŸ ve sanaldan bana bir bok olmaz duygusu beni fiÅŸeklerdi. Dilin kemiÄŸi yok hesabı. Baktım ki bu iÅŸler böyle olmuyor. SaÄŸdan, soldan tanıdığım insanlar kamu malına! zarar vermekten dolayı evden alınıyor, sorguya çekiliyordu… O yıllar da  kendi kendime savunma mekanizma mı oluÅŸturmuÅŸtum.   Madem kendimi frenleyemiyorum bazı konularda o zaman kontra atak oynayıp defansımı boÅŸ bırakacağıma orta sahayı kalabalık tutup top çevirmeliydim. Kızdığım bir konu olduÄŸunda yorum kısmına aÄŸzıma geleni yazar, asla geri vites yapmazdım. Bazen o yazı alt alta satırlar boyunca dizelenirdi. Son noktayı koyduktan sonra yorumu gönder butonu yerine saÄŸ üstteki çarpı iÅŸaretine basar sayfayı kapatırdım. Böylece kendimi tatmin etmiÅŸ olurdum. Bu olayı çok öncelerinden keÅŸfetmem blog konusunda beni bir adım önde götürüyordu. Karşımdaki bana göre gerizekalıysa bunu ona anlatmak için kıçımı yırtmak, ondan cevap beklemek yerine çarpı iÅŸareti beni bir çok polemikten kurtarmıştır. Hani diyorum. Senelerdir baÅŸarıyla uyguladığım bir yöntemi bazen kullanman senin için iyi olabilir. Ha her zaman yapıyor muyum tabi ki de hayır ama etkili bir yöntem olduÄŸu konusunda iddia ediyorum.