Haziran, 2010 Ayının Arşivi»

Rotası olmayan gemi

Artık gerçek mi, yoksa uydurma haber mi bilemeyeceğim ama sabah, sabah beni benden alan bir hikaye;

NOT: Aşağıdaki konuşmalar tamamen gerçek olup , Deniz Navigasyon kanalı 106′dan (Finisterra / Galicia) tarafından kayıt edilmiştir.

İspanyollar: ” Burası A-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece güneye çevirin. Şu anda 25 deniz mili uzaklıktasınız ve tam üzerimize doğru gelmektesiniz.”

Amerikalılar: “Asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.”

İspanyollar: ” Negatif ! Tekrarlıyoruz. Rotanızı 15 derece güneye çevirin.”

Amerikalılar: ” Sizinle ABD gemisinin kaptanı konuşuyor. Kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin.”

İspanyollar: “Öneriniz mümkün görülmedi. Bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı 15 derece güneye çevirin.”

Amerikalılar: ” (Artık sesini yükselterek) Sizinle ABD Deniz filosunun büyüklükte ikinci uçak gemisi USS Lincoln’un Kaptanı Richard James Howard konuşuyor. Beraberimizde iki kruvazör, avcı uçakları, dört denizaltı var. Ayrıca bizi hücumbotlar destekliyor. Size TAVSİYE etmiyorum, EMREDİYORUM! Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için tedbir alacağız. Derhal rotamızdan çekilin gidin.

İspanyollar: “Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konuşuyor. Burada iki kişiyiz. Beraberimizde bir köpek , akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de kanaryamız var. Kanarya şu anda uyuyor. Ayrıca bizi radyo istasyonu Cadena Dial La Coruna destekliyor. Şu anda İspanya’nın Finisterra Galicia kıyısında ve A-853 numaralı Deniz fenerinde olduğumuzu göz önünde bulundurarak, buradan hiçbir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyelim. Deniz fenerimizin İspanya’daki deniz fenerleri arasında büyüklük açısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiçbir fikrimiz yok. Kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş boktan geminizin emniyeti için istetiğiniz boktan tedbiri alabilirsiniz. Ama yine de ısrarla tavsiye ediyoruz. Rotanızı 15 derece güneye çevirin.”

Amerikalılar: “Tamam, anlaşıldı. Teşekkürler…”

Hebele hübele hüp

Bu nedir ya?! Bu nasıl bir poz böyle. Arkadaş bölge istediği kadar tehlikeli olsun.  Bir ülkenin Başbakanı ve Komutanı böyle bir poz verdirme lüksüne sahip değildir.  Özelikle de komutan!! Ayakta olacaksın. Dimdik olacaksın.  Kumların arkasına saklanmak için mi gittin oraya? Muhabbet de muhabbet olsa. Çoban sanmıştık onları…  Yani delirmemek elde değil.

Biz adam olmayız

Bir düzine şehit veririz. Ardından yas, matem, şehit anaları, şiirler, vatan millet sakarya derken 3 gün sonra hiç bir şey yokmuş gibi hayatımıza devam ederiz.  Yurdun içinden bir tim kacırılsın. Sonra 20 yasındaki cocuklarda sucu buluruz. Vatan haini damgası koyar Vatanın namusunu sırtlarına yükleriz.   Tunceli’ den kalkan 3 ambulans dolusu   sağlık ekibi bile; yardıma gitmesi beklenen takviye kuvvetlerden önce iğnesiyle, neşteriyle, sedyesiyle olay yerine varsın, Ordu hava şartlarını bahane etsin,  uzaktan kumanda ile 10 askerimiz şehit olsun ama frekans bozucu jammer kullanmayalım. 15 günlük askeri sınıra yollayıp kurdun, kusun önüne atalım sonra çıkıp analar ne Mehmetçikler doğurur diyelim. Uçağı İsrail’ den, istihbaratı ABD den alırız. Kendi göbeğini kendisi kesemeyen bir ülkeyiz.  Bakıyorum da tv’ ye hep aynı edebiyatlar. Kimse hesap sormuyor. Hesap sorması gerekenler edebiyat yapıyor. Başımız saolsun, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Yılmayacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız. Biz aslanız, kaplanız diyerek gaz alırız. Olayı kökten çözecek siyasi kararları alamayız. Dışarıda İsrail, içeride PKK ikisi eşittir ABD. Bu topraklarda olduğumuz sürece başımıza bunlar hep gelecektir. Ne zaman kendi göbeğimizi kesecek duruma geliriz, o zaman PKK biter. Bize bizden başkası yar olmaz. Güçlü olacaksın, kodumu oturtan cinsinden olacaksın. 100 km uzaklıkta olan PKK kamplarına bile bir şey yapamıyoruz. Çamura battık farkında değiliz. Keşke İran’ ın başına gelenler bizim başımıza gelse. Tüm dünya keşke ambargo uygulasa. O zaman ayakta durmayı öğreniriz. Alışmısız coninin, hansın oyuncaklarına. Hazırı varken neden üretelim ki deriz. Laylaylom bir milletiz. Biz nasıl isek öyle yönetiliriz. İşin özü Özenti bir milletiz. her PKK saldırısından sonra olduğu gibi geleneksel PKK ya lanet yürüyüşleri yaparız. Çok kızdık mı ancak Taksimi inletiriz ama kimseden hesap sormayız.


Daha nereye kadar bu böyle gidecek? Bu filmi tekrar, tekrar izlemekden bıktım, usandım.  Eli, kolu bağlı olmaktansa!  başımıza ne gelecekse gelsin. Sınır ötesinden gelip birliğimiz vuruluyor ve tekrar kaçıyorlarsa bu işin sıcağı, soğuğu yoktur. Bu bir savaştır. Ne olacaksa da olsun. Evi basan börtü böcekler tek tek öldürmeyle bitmez. Kökten gireceksin. Gerekirse evi boşaltacaksın. Ta ki bir tane kalmayana kadar girmeyeceksin…

Eski bir alışkanlık

Eskiden uA forum‘ da bir şeylere kızar atar tutardım. Bu atıp tutmalarım sınır tanımazdı. Bazen Fenerbahçe’ li başbakandan girer, İstanbul valisinden çıkardım. Kah kendimce haklıydım, kah haksız. Sonuçta gençliğin verdiği ateş ve sanaldan bana bir bok olmaz duygusu beni fişeklerdi. Dilin kemiği yok hesabı. Baktım ki bu işler böyle olmuyor. Sağdan, soldan tanıdığım insanlar kamu malına! zarar vermekten dolayı evden alınıyor, sorguya çekiliyordu… O yıllar da  kendi kendime savunma mekanizma mı oluşturmuştum.   Madem kendimi frenleyemiyorum bazı konularda o zaman kontra atak oynayıp defansımı boş bırakacağıma orta sahayı kalabalık tutup top çevirmeliydim. Kızdığım bir konu olduğunda yorum kısmına ağzıma geleni yazar, asla geri vites yapmazdım. Bazen o yazı alt alta satırlar boyunca dizelenirdi. Son noktayı koyduktan sonra yorumu gönder butonu yerine sağ üstteki çarpı işaretine basar sayfayı kapatırdım. Böylece kendimi tatmin etmiş olurdum. Bu olayı çok öncelerinden keşfetmem blog konusunda beni bir adım önde götürüyordu. Karşımdaki bana göre gerizekalıysa bunu ona anlatmak için kıçımı yırtmak, ondan cevap beklemek yerine çarpı işareti beni bir çok polemikten kurtarmıştır. Hani diyorum. Senelerdir başarıyla uyguladığım bir yöntemi bazen kullanman senin için iyi olabilir. Ha her zaman yapıyor muyum tabi ki de hayır ama etkili bir yöntem olduğu konusunda iddia ediyorum.

80 küsür yıldır

“Fransa geliyor, Arap ülkelerinde yatırım yapıyor, İngiltere, Almanya, İtalya, ABD geliyor, Arap ülkelerinde yatırım yapıyor. Arap ülkeleri gidiyor, bu ülkelerde yatırım yapıyor Ama iş, Türkiye’nin Arap ülkelerine, Arap ülkelerinin Türkiye’ye yatırımına gelince devreye kirli bazı eller giriyor, kirli bir propagandayla süreci engellemeye çalışıyor.” Güzel bir analiz. Aslında sorulması gereken soru; 80 küsür yıldır biz neden komşularımızla kavgalıyız? Neden hiç biri ile alışveriş yapamıyoruz. Neden Arapların bizi sattığını unutmayız da Gecen yüzyılın başında bizi haritadan silmek için elinden geleni yapan, zengin topraklarımızı elimizden alan İngiltere’ ye kızmayız?  Soruyorum kendi komşularıyla iyi geçinemeyen biri o apartmanda huzur bulabilir mi? Yüzlerce asır öncesine dayanan alışveriş, dostluk kimin işine gelmediği için engellenmek istenmiştir. Bu soruların cevabını bulan bir Türkiye’ nin yolunu kimse kesemez.

Neymiş elitmiş

Cennete giden merdiven

İlk gördüğümde kızdığım,  baktıkca derin, derin düşünmeme sebep olan heykelin ta kendisi. Güya heykeli yapan eleman tüm dinlerin bir arada yaşayabileceğini belirtmiş. Gel gelelim en alta Müslümanı koymuş. Şimdi dinlere yapılmış bir saygısızlık mı var, yoksa günümüze bakarak ince bir gönderme mi var anlamış değilim. Heykeli yapan eleman korktuğundan mı yoksa başka sebeplerden mi bilemeyeceğim ama özür metni yayınlamış. Akabinde  (Sitesi)nden heykeli kaldırmış. Secde eden müslüman dikkatinizi çektimi bilemiyorum ama elleri fazla açık.  Sanki yerden kuvvet alıp hepsini üstünden atacakmış gibi duruyor. Bu heykelden yola çıkarak inşallah secde eden Müslüman kıyama kalktığı zaman hepsini tepe taklak etmesi dileğiyle…

Her gün tazelenir ayrı biçimde

Seni anlatması zor Çanakkale…

Suçluyoruz


Gazze’ye insani yardım götüren gemilere saldırdınız.

Tam teçhizatlı askerlerinizi üstümüze saldınız.
33 ülkeden gelen şefkate, merhamete, dostluğa, yardımlaşmaya savaş açtınız.
Korumasız ve sivil insanları başlarından vurdunuz.
360 arkadaşımızı tutukladınız.
Dünyaya yaşama azmi, yaşama sevinci ve umut veren kardeşlerimize hücum ettiniz.
Vahşetinizi savundunuz.
İnsanlığın “Dur” ikazına uymadınız.
İsrail hükümeti olarak, insanlığa karşı suç işlediniz.
Suçlusunuz.
Sizi dünya kamuoyu önünde suçluyoruz!
Bu korkunç hatadan, ahmaklığa varan saldırganlıktan derhal dönmezseniz…
İnsanlığın evrensel değerlerine kurşun sıkmaya devam ederseniz…
Uygar dünyayı tümüyle karşınıza almış olacaksınız.
Ve biz…
Medeniyet, dostluk, insanlık ve barış adına…
Sizinle ilelebet mücadele edeceğiz.

..( http://www.afilifilintalar.com/index.php/sucluyoruz )..