Biz hani davos dan sonra tepki koymuştuk. Gazzeye yağmur gibi bombalar yağarken o zavallı çocuklara acımıştık. Paramparça olmuş cesetleri gördükçe İsrail’ e öfkemiz kat be kat artmıştı. Hani dün gibi hatırlıyorum Taksim de ,orada burada sabahlamıştık. Üzülmüştük falan böyle. İsrail’ e lanetler yağdırmıştık… Filistin halkına dua’ lar yollamıştık. Gazze ile yatıp, Gazze ile kalkıyorduk. Hani bunlar bebek katilleriydi. Hani şerefsizlerdi. Hani kanı bozuk adilerdi. Hani biz bunların plajda ne yaptıklarını iyi biliyorduk. Lan ne diye bu kadar şeyden sonra İsrail ile tatbikat yaptık? Neden askeri iş birliğine girdik. Neden şimdi çıkıp 3 adet tatbikatımızı iptal ediyoruz. Kafa mı buluyorsunuz? Oyun mu oynuyorsunuz? Arkadaşım bu milletin duygularıyla oynamayın. Ya sövün, ya sevin. Kafa bulmayın bizimle. Sonra çıkıp Gazze edebiyatı yapmayın. Bir yandan PKK, bir yandan İsrail. Bu kadarı çok ağır geldi. Umarım gereken yapılır. Söz de değil, Öz de bir duruş sergilenir.
Mayıs, 2010 Ayının Arşivi»
Artık geri dönüşü yok.
Bana göre İskendurun’ da gelişen olay İsrail açıklarında gelişen olaydan daha önemlidir. PKK yada adı herneyse Deniz İkmal Destek Komtutanlığına saldırması cüretlerinin ne kadar ileri gidebileceğinin kanıtıdır. Bu apacık iç tehditi aşıp savaş durumudur. Türk ordusu artık boş yere dağ, tepe, taşı bombalamasın. Daha farklı askeri operasyonlar iç de ve dış da şart gibi… Bu adamlar ellerini kollarını sallayabilecek kadar rahat takılabiliyorlarsa bunlarla bu şekilde baş etmek çok zor. Üstelik bu olayın İsrail’in baskın yaptığı gece olması kafaları karıştırmaktadır. İnsanın midesini bulandırmaktadır. Türk istihbarat ekibi bu olayı ivedi bir şekil de ortaya çıkarıp İskendurun’ u bir an önce aydınlatmalıdır. Arkasında x güçler var ise gereğini yapması namus borcudur.
Nur ile kuvvet ile aşk ile

Kaderin büyüsünü bozmuşuz…
Osmanlı deyince kabarır bir taraflarımız. İşimize gelince ceddin deden falan deriz. Mehter marşını duyunca kulak kabartır, Osmanlının ne kadar büyük olduğunu dile getiririz. Bizim tarihimiz anasının örekesine gider, biz varya biz deriz. Hele ki bir partimiz var ki sorma! Mehter marşlarını istiklal marşı yapar, bıyıkları sarkıtır. Siyasetini buna göre yapar. İstanbul’ un fethi olunca sağ da, sol da Fetih ile ilgili sunumlar yaparız. Fatih Sultan Mehmet’ i anarız da nerede yattığını bilmeyiz. Bilsek bile iki dua yı çok görürüz. Bu topraklara hizmeti geçmiş hanedan üyelerini bu diyarlardan kovar, üstüne konarız. Hiç bir şey olmamış gibi hayatımızı sürdürürüz. Fatih den bize namus olarak kalan Ayasofya’ yı şirin görünmek için müzeye çeviririz. Bugün İstanbul’ un fethi. Shovun en kralını yapar, havai fişekler patlatırız. Gel gelelim el topraklarda sefil bir şekil de hayatlarını sürdüren hanedan üyelerine hudut içinde teşekkür babında 50 m’2 yeri çok görürüz. Onların sefil bir şekilde el topraklarında yaşamasına göz yumarız. Ne siyasetcimiz, ne de yazar, çizer takımımız olarak dile getiririz. Velhasıl çok nankörüz… Bundan dolayı 80 yıldır birbirimizi yiyoruz. Bu ülke Osmanlı ailesine çok büyük haksızlık yapmıştır. Artık geçmişimizle barışık bir şekil de yaşama vakti gelmiştir. Dünyanın neresinde hanedan üyesi yaşıyorsa hepsini toplayıp, devlet aracılığıyla kimlikleri geri verilip ülkeye davet etmeliyiz… Bu bir HAK’ dır…
Euro 2016
Bundan sonra karar alınsın! ne kadar final varsa alayı Fransa’ da olsun. Böylece hem siz rahatlayın, hem de biz. Biz bu işi en kral şekil de yapardık. Potansiyel de vardı, iştah da.. Haçlı oyunlarıyla tekrar, tekrar bir daha kazanan Fransa kazandı. Milliyet, Hürriyet sitelerine bakıyorumda. Ne kadar ezik bir insanımız var. Kendi halkımızı kötüleyen, iyiki de kazanmadık diyip aramızda fransız gibi dolasan tipleri gördükce sinir olmamak elde değil. Güney Afrika gibi bir kıta Dünya Kupasına ev sahipliği yapabiliyorsa stadı, insanımızı, alt yapımızı bahane eden aramızdaki İrlandalılara söylenecek pek bir şey kalmıyor. Bir çok ülke böyle bir organisazyondan önce hazır olmaz zaten. Şerefsiz Platini. Sarkozy nin kıcını yalamakdan dolayı, bizim heyetin elini sıkıp kaçması gözümden kacmadı. Tamamen yanlı. Ben olsam muhtıra ceker, bir daha katılmama kararı alırım.
Tellerim söküldü sizlere ömür
Telli, telli, telli şu telli turnam dırım dırım halleri içindeyim. 1.5 seneyi aşkındır ağzımın içine etmiş olan sarmaşıklardan kurtulmuş bulunmaktayım. Özgürlük böyle bir şey olsa gerek diyeceğim ama işin bir de öbür tarafı var.İki-üç saatlik bir sevinçten sonra duygusal boşluğa düştüm. Kendimi yalnız hissettim. Her zaman benimle olan bir parçamı bugün kaybettim. Üzülsem mi, sevinsem mi?! Öyle deme! iyi günüm de, kötü günüm de her daim benimleydi. Böyle karışık duygular içindeyim. Manyak mıyım neyim!
The Pacific
Steven Spielberg ve Tom Hanks tarafından uyarlanmış olan, Conilerin Pacific kıyılarında vermiş olduğu oldukca yanlı ve taraafsız bir dizi olan The Pacific‘ i izlemiş, hatim etmiş, tefsirini çıkarmış bulunmaktayım. Bizim coniler yine ortalığı yıkıyor. Uçan kuş kurtulmuyor ellerinden. 10 bölümden çıkardığım izlenim. Japonlar cekik gözlü, nereden geldikleri belli olmayan ucube yaratıklardır. Ölüsünü, dirisini ezmek lazım. Silahsız, yaralı Japon askerlerini süngülerle delik deşik edip, altın dişlerini sökmek lazım. Hayır efendim bunlar benim Japonlar hakkındaki fikrim değil. Dizinin ana teması bu. Güya savaşın kötü yanlarını göstermek isteyen bizim maykıllar, ne kadar tarafsız olduklarını göstermek istemiş olsalar gerek. O zavallı Amerikan askerleri aç ve susuz bir şekilde Allah’ ın uğramadığı adalarda, modalarda ne kadar, bu kadarcık mağdur durumda kalmışlar. İnsan izlerken vah ki vah durumları yasıyor.
The Pacific savaş sahneleri acısından bakacak olursak bugüne kadar izlemiş olduğum en sert görüntülere ve gerçekciliğe sahip dizidir. Sanat gözüyle bakacak olursak bence son bölüm hariç her şey 10 numaraydı. Gel gelelim Japonlar gibi geleneklerine sahip bir ülkeyi yerden alıp, yere vurmanın bir anlamını bulamadım. Tamam gerçekciklik iyi hoş ama fazlasıda iğrenç bir durum ortaya cıkarıyor. Bir çok kez kendimi Japonların yerine koydum. ya Türk’ler bu dizide japonların yerinde olsa nasıl bir tepki verirdim! Bir ara gereksiz bir bölümün gereksiz bir sahnesinde conilerden biri yunan hatunla ilişkiye girer. Falan da filan gidişat böyle sessiz, sedasız giderken ailesiyle tanısır. Ailesi Türkiye’ ye bok atar. Yok neymiş yakmısız, yıkmısız., tam ortalarına sıcmısız. Evet aslında doğru söylüyor. yaktık, yıktık ve tam ortalarına sıçtık. Gel gelelim nasıl desem. Sanki Anadoludan gidip, İrlanda’ yı ele geçirmişiz gibi anlatım tarzı vardı. Yemişim sizin ABD tarihi anlayışınızı. Unutmayın ki Lahmacunun tarihi bile ABD tarihinden eskidir. Diziye dönecek olursak Ölümüne savaşan, yılmak nedir bilmeyen japonlarla baş edemeyen ABD çareyi atom da bulur. Dizi de böyle biter. Her zaman ki gibi her şeyin içine ederler. Aslında kendi Devleti’ni de eleştirmiş gibi. Afferin la sana Tom’ un hanksi. Böyle açıksözlü olmaya devam et. Başka bir Amerikan Popcorn da bulusmak üzere.
Kemal Kılıçdaroğlu’ na güvenmiyorum
Kemal Kılıcdaroğlı diyor ki: Biz yurtsever ve yedi düvele savaş veren dedelerimizin yolundayız ve ulusal bağımsızlığımızı korumaya kararlıyız.
Kılıçdaroğlu’ nun dedesi mağarada katledilmiş, Dersimlilerin dedeleri ne zaman ”7 düvele karşı ulusal bağımsızlık savaşı vermiş ki? Annesinin adı Yemus. Ermeni kökenli olabilirmisiniz dendiğinde Annem Kürt de olabilir, Ermeni de olabilir, Rum da olabilir. Bu konunun başka bir şekil de sorgulanmasını istemem demişti. Tamam olayı farklı yerlere cekip camur atmak pek doğru değil ama annesinin ismini nüfus memurunun azizliği adı altında sıyrılmasını da pek bir manidar buluyorum. Şayet ben Dersimli olsam göğsümü gere, gere çıkar evet Dersimliyim var mı ötesi derdim. Mecliste Onur Öymen’ in kendi atalarına karşı söylediği sözleri alkışlaması.Ne bileyim böyle bana yantiri, yantiri bir duruş gibime geliyor. Geldiği nokta aslında bulunduğu mevkiye ters bir durum sergilemiyor mu?
Kılıcdaroğlu’ nun büyük dedesi bir eşkiyadı. Kime eşkiyalık yapmıs bu sorunun sorulmasını istiyorum? Neden soyadı değişti? Başkanı olduğu partinin kararlarıyla ataları bombalanırken o partinin başına geçmiş olması acaba bir hırs olabilir mi? İnönü’ nün CHP si Dedelerine karşı tutumu belliyken nasıl oluyor da İnönüyü savunabiliyor! Kim ne derse desin çok ama çok ilginç bir olay…Bunda bir sinsilik hissediyorum.
Kendisi bir alevi. Evet Aleviler bu ülke de malesef dışlandı ama yanına Önder Sav’ ı ve Rahşan affını alması ile kadrosunun zihniyetini belli etmiyor mu? Rüzgardan bahsediyorlar. Göreceğiz bakalım bu nasıl bir rüzgarmış. Umarım ben yanılırım. Umarım CHP Baykal’ ı aramaz.
Fedarasyon İstifa
Şaka gibi. İşine gelince “5149 sayılı ‘Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun çercevesi adı altında cemkirilir. Galatasaray pet şişe atar 5 yer, Trabzon 5 yer, Diyarbakır 6 yer, Orduspor neredeyse yarım sezon yer. Adalet nasıl işliyor, neye göre işliyor bir türlü idrak edemiyorum. Stadı yaktılar, basın toplantısını engellediler, Ambulansın görevini yapamamasına neden oldular, itfaiyenin işini zorlastırdılar, önüne gelene saldırdılar, maç sırasında hoparlörlerden yüksek ses müzik caldılar, basın araçlarına daldılar, rakip takım ve taraftarının saatlerce orada kalmasına sebep oldular, polis otolarıyla ayrılmasına neden oldular, stat cevresinin içine ettiler, can güvenliği tehlikesi üst düzeye cıkmış bir müsabaka sonunda 2 mac saha kapatma cezası. hakikaten şaka gibi. Deplasmanda küfür ettik diye 1 maç saha kapatma cezası alırken, küçük çaplı iç savaşın çıktığı bir ortama 2 maç ceza verilmesi mantığın bittiği yerdir.
Şayet Galatasaray başkanı, Galatasaray yöneticileri, Galatasaray’lıyım diye geçinen medya yazarları, Türkiye de ki diğer kulüpler ve yazarları bu ödül gibi ceza hakkında ses çıkartamazlarsa gelecek sezon başımıza gelmesi muhtemel olaylara da zemin hazırlarlar!!
Temiz Futbol için ele ele…


