Türk ve Kürt kardeş olur mu?

Bir varmış bir yokmuş ile başlayan hikayeler vardır bilirsin. Bu da bunlardan bir tanesi. Eskiden cook ama çok eskiden şirin mi şirin bir belde de yaşlı, fakir bir adam yaşarmış. Her sabah yaptığı gibi ormana odun kesmeye gitmiş. Dere, tepe düz giderken adamcağız yoruluvermiş. Bir taşın üstüne oturup su içmeye başlamış. Taşın kenarın da sanki ruhunu teslim edermiş gibi, can havliyle ağzını sonuna kadar açmış hareketsiz bir şekilde yatan yılan görmüş. Yaşlı adam sırf iyi niyetinden yılanın üzerine su dökmüş. Akabin de bir şeyler olu vermiş. Yılan canlanmış. Derisinden süzülen su damlacıkları yılana enerji vermiş. Yaşlı adam yüzünde oluşan bir tebessümle oradan kalkıvermiş. Saatler saatleri kovaladıkdan sonra akşam olmaya yakın adamcağız evine dönerken yılanla karşılaşmış. Fakat bu sefer yılanın ağzında altın varmış. Yaşlı adam bu duruma çok şaşırmış. Altını alarak eve gitmiş. Ertesi gün yılana olan şükranlarını göstermek için ona bir kase süt götürmüş. Yılan buna karşılık yine altın vermiş. Böylece arkadaşlık başlamış. Adamcağız çok zengin olmuş. Günlerden bir gün hacı olmak için aylar süren yolculuğa çıkması gerekiyormuş. Oğlunu yanına çağırıp bir güzel tembihlemiş. Yılana süt ver altını al! Oğlan bir kaç gün süt götürmüş altını almış. Lakin günün birinde şeytanın oyununa gelmiş. Yılanı öldürürsem bütün altınları alırım. Yılanın cıktığı deliğe sütü koymuş. Yılan ağzında altınla çıktığı an baltayı oğlan sallayı vermiş. Hisleri kuvvetli olan yılan kıvrak bir hareketle baltadan kurtulmuş ama onun için her şey olan kuyruğunu kaptırıvermiş. Bunun üzerine hiddetlenerek cocuğu ısırmış. Çocuk orada ölü vermiş. Aylardan bir gün yaşlı adam köye geri dönmüş. Oğlunun öldüğünü duyunca çok üzülmüş. Yılanın oraya gitmiş. Ağlamaklı bir şekil de deliğin önün de dururken yılan cıkıvermiş ve olan biten her şeyi adama anlatmış. Adamcağız çok üzülse de oğlunun suclu olduğunu anlamış. Kalbi buruk bir acıyla yılana dostluklarına devam edebileceklerini söylemiş. Söylemiş söylemesine ama yılan şöyle cevap vermiş: Sen de evlat acısı, ben de kuyruk acısı varken bu dostluk yürümez.


Eskiden hep derdim ki. İyi tamam hoş ama bu PKK daha çok hain diye nitelediği kendi halkını öldürdü. Köyleri bastı. Çoluk cocuk demeden kursun yağmuruna tutdu. Kin, öfke, nefret kundakdaki bebeklere bile  kursun sıktırmaya yetiyordu. Halbuki ölen de KÜRT dü. Bir evin iki evladından birini dağa! birini T.C askeri olsun diye köy de bıraktı… Kardeşi kardeşe düşman etti. Nifak tohumları attı. ”Kürt var kürt var”. ona göre yorum yapmak lazım derdim. Derdim ama gecenler de 10-15 pkk için sınıra dayanan yüzbinleri görünce durumun hiç de böyle olmadığını cin in lambadan cıktığını, PKK nın bölge halkı üzerin de baya olumlu hava estirdiğini , Bölge halkının dağdan gelen PKK lıları kahraman gibi görmesine şahit oldum. Anladım ki köyleri basıp kendi halkından coluk, cocuk demeden öldürdüğü insanların aslında birer ŞEHİT olduğunu, karşı koyduğunu,  PKK ya  katılmak istemediği, evlatlarını kaptırmak istemediği için direndiklerini anladım. Evet yine ”Kürt var Kürt var” diyorum ama bu yüzbinlerin zafer cığlıklarını gördükce aklıma yılanın sözü geliyor.  Sen de evlat acısı, ben de  kuyruk acısı varken bu dostluk yürümez.



11 Yorum Yapılmış

  1. 1

    victor van dort
    28 Eki 2009 ~ 17:30

    abi ben de senin gibi “kürt var kürt var” derdim hep, hala da böyle düşünmeye çalışıyorum ama sanırım hiç kürt tanımamışken biraz daha iyi düşünüyordum haklarında. bu düşüncemde pkk ile ilgili görüşlerinden ziyade genel olarak hayata bakışları ve yaşam biçimleri etkili oldu diyebilirim.

  2. 2

    bi dost
    28 Eki 2009 ~ 17:35

    gelmesin, çook has kürtler de var.. o yüz binlere de nefret duymuyorum ben acıyorum.. kandırılmış halk, yazık..

  3. 3

    BtL
    29 Eki 2009 ~ 00:32

    kardeşliği bırak arkadaşlık bile zor maalesef..topraklarında bulundukları ülkeye ve evlatlarına en büyük zararı veren insanlardan ne beklenmeli ki!

  4. 4

    e-vren :)
    30 Eki 2009 ~ 00:31

    Başlığa hemen “evet!” diye cevap vereyim. Yazındaki hikaye ile gerçeği örtüştürmeye kalkacak olursak Kayhan, daha ne hikayelerle ne senaryolarla işi iyice çıkmaza sokmak mümkündür. Teşbih’te hata olmaz derler; oysa hatanın hası pek de memkündür.

    Benim 28 yıllık hayatımda canım, dostum, kardeşim dediğim 2-3 insandan biri Ağrılıdır, Kürt’tür. Evine gider, sofralarına oturur, sevilir sayılırım; aynı şey o dostum için bizim evde de geçerlidir. Benim 10 tane Türk arkadaşımı toplasam O kardeşimin efendiliğinin, dürüstlüğünün, güveninin tırnağı olamazlar.

    Gözümü kapayıp sorgusuz sualsiz güvenebileceğim o kardeşimle ilişkimizde işi ırkçılığa indirger, Yarad’ın katında ve mahşer günü sorgu meydanında hiçbir önemi olmayan Türk, Kürt, İngiliz, Ermeni üstünlüğü, zavallığı noktasını tartışmaya başlarsak zaten ne başta “müslümanlığa” sığmayan bir davranış sergilemiş oluruz.

    İşin PKK sempatizanlığı, ilişkisine getiridğimizde orada hepimiz “Dur bakalım!” deriz. Ama her Kürt’ü de bununla itham etmek “haksızlık” olur; “iftira” olur, “ön yargı” olur. Yüzyıllardır bize yapmadığını bırakmayan ama bugün turizm, döviz, AB ayağına kırmızı halılarla karşıladığımız elin İngilizi, Fransızı, Ermenisi’ne karşıki bu akıl almaz hürmetimizin karşısında yıllardır birlikte yaşadığımız Kürtlere ön yargımız, sen-ben çatışmamız anlaşılmaz bir ikilem değil mi?

    Eğer nefret edilecekse, suçlanacaksa, “onlardan dost, kardeş vs olmaz” denilecekse bu Kürtü, Ermenisi, İngilizi, Amerikalısı için hepsi için söylenilmeli.

  5. 5

    kalderavolkan
    2 Kas 2009 ~ 16:15

    Açıkcası günlerdir, haftalardır aynı sözü yineliyorum. Olmaz, olamaz !
    Çok isterim, yürekten isterim, elimle, dilimle tüm kalbimle dilerim olsun, TC topraklarını paylaşan tüm insanoğlu yaradılmışlık dışında hiç bir kimlik ayrımı olmadan yaşasın ama OLMAZ OLAMAZ. BİZDE BU EVLAT ACISI ONLARDA DA KUYRUK ACISI OLDUKÇA O-LA-MAZ :(

    Bu arada üzerime vazife değil belki ama göze battı işte bir kere dil söylemeden durmuyor :) ; senin müzikçaların renkleri de ofsaytmı denk gelmiş ne :/

  6. 6

    kayhanovic
    2 Kas 2009 ~ 17:33

    Vallahi müzik çalarımın renginden örgütsel bir durum cıkabileceğini hiç düşünmedim. Şimdi bu mantıkla bakarsak kamerun bayrağını değiştirmeli. Hem bu renkler daha pastel lütfen yani :)

  7. 7

    kalderavolkan
    3 Kas 2009 ~ 11:35

    Renkler pastel, renkler hoş (ama) bu üç rengi yan yana kullanmaktan korkutanlar utansın :)

  8. 8

    şule
    12 Kas 2009 ~ 20:41

    insanların ne olduğu yani kürt türk herneolursa olsun nası eğtim gördükleri önemli anneleri babaları ellerine silah vermeseler o çocuklar bu denli olmazlardı onlarda doğurmaktan bişe bilmiyolar 6-7-8-9- off sonuçta iyi bir eğitim şart eğitim derken okul okumak değil insanlıktan bahsediyorum herşeyden önce insan ismini kaşılayan bir varlık olmak ve ihanet etmemek lazım özellikle sevdiğine ve vatanına* burada yaşamasını biliyorsalar ihanet etmeyecekler*

  9. 9

    kayhan_04(ağrıLı)
    24 Kas 2009 ~ 23:07

    bende diyorum kürtten kürtte fark var…

  10. 10

    Haloizm
    13 Ara 2009 ~ 03:02

    onlarda bu kuyruk acısı bizdede evlat acısı oldukca kardesde dostta hic birşeyde olunmaz ….

    Bir gün bir adamla bir yılan bir dağbaşında bir mağaranın önünde karşılaşmışlar. Uzun bir sohbetten sonra dost olmuşlar.

    Yılan: Benim yer altında sakladığım altınlarım var ve benim her gün bir tas süte ihtiyacim var, demiş.

    Adam: Benim iki tane ineğim var ve iyi süt veriyorlar.”

    Yılan: O zaman sen bana her gün bir tas süt getirirsin. Ben de sana bir altın veririm. Böylece sen de rahat geçinip gidersin ben de taze süt içerim, diyerek bir anlaşmaya varmışlar.

    Adam her zaman taze sütü yılanın mağrasına götürüyor, yılan da ona her zaman bir altın veriyormuş. Aradan zaman geçip gitmiş. Yılanla adamın bu dostluğu, iki taraf da memnun bir şekilde devam ediyormuş. Derken adam biraz yaşlanmış. Oğlunu yanına çağırmış. Eline taze sağılmış bir tas süt vermiş. Ve ona, şu dağdaki mağrada bir yılan var. O benim dostumdur. bu sütü ona ver ve o sana bir altın verir. Al gel, demiş ve oğlunu göndermiş.

    Çocuk mağraya gitmiş. Biraz beklemiş. Yılan magradan kafasını uzatıp bakmış. Çocuğa, kim olduğunu,sormuş. Çocuk, babasının yaşlandığını, süt getirmeye kendisini yolladığını ve artık her zaman kendisinin getireceğini,söylemiş. Yılan da sütü almış ve çocuga bir altın vermiş ve geri yollamış.

    Aradan zaman geçip giderken çocuk gidip gelmekten sıkılmış. Her zaman sütü mağraya götürmektense, yılanı öldürüp bütün altınlarını alabilirim, düşüncesiyle yola çıkmış. Elinde bir tas süt mağraya giderken, yolda eline bir taş almış. Bu düşüncelerle magraya gitmiş ve yılanın kafası magradan dışarıya çıkarmasını beklemiş. Yılan dışarıya çıkınca çocuk arkasına sakladığı taşı yılanın kafasına doğru atmış. Yılan kendini aniden toparlamış ama, taş yılanın kuyruğuna denk gelip yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan bu acıyla çocuğa saldırıp onu ısırmış. Çocuk eve doğru kaçmış ve eve zor yetişmiş. Olanları babasına anlatmış ve fazla dayanamayıp yılanın zehirinden can vermiş.

    Babası bu duruma çok üzülmüş. Aradan zaman geçtikçe baba oglunun yaptığı hatayı telafi ederim ve yine yılanla dost olurum düsüncesiyle mağaraya yılanı ziyrete gitmiş.

    Yılana, benim oğlum hata yaptı. Hatasını canıyla ödedi ama, biz seninle yine eskisi gibi dost kalabiliriz, demiş,

    Yılan da, ogluna üzüldüğünü ama, sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken seninle dost olamayız, demiş.

    Ve dostlukta bitmis..

  11. 11

    Bahman
    5 Oca 2010 ~ 23:33

    Kardeşlerim,biz(Ermenistan asıllıbir türküm) böyle şeyleri çok yaşadık.
    Sumgayıtda ermenileri ermeniler öldürdü nifak salmak için ve öldüren ermeniler de yakalandı ama yene türk suçlu oldu.Nifreti yaratmak isteyen gücler cahil ve fırsatciları bulub onları kullanacaklar.Güney Kore Kuzey Koreye düşman hem de bir numaralı düşman ama aynı millet.Güney Viyetnam Kuzey vyetmnama düşman oldu uzun sure ve aynı millet bir birini katl etdiler.Kim kazandı ?Kazanan ABD oldu,Rusya oldu..
    ABD-enin kendisinde de yurtdaş savaşı oldu ama doğru yolu buldular.Dünyanın binlerce etnik grubları bu memlekete toplaşdı ve dünyanı yönetiyorlar.Kimse bölünmek ayrılmak istemiyorlar.Biz neden bunu yapmalıyız?Neden bolücülükden kar edenlerin ekmeyine yağ sürmeliyiz..?İrak,Afkanistan ne druma düşdü ve oralar ne zaman düzelecek?Cahil olmamalıyız ve bizi bolenlerin oyununa gelmemeliyiz çünki,bu oyunlara gitsek itiren hepimiz olacağız,kazananlar sırasında sa bizlerden heç mi heç olmayacak….

Yorum Yazın