Ekim, 2009 Ayının Arşivi»

Ercan Saatci ve Metin Özülküsü

vmyupv

Düşünüyordum da acaba ikinizi üst üste koysak bir adam edermisiniz? Terbiyesiz herifler. Cinsellik içermiyormuş. Bir de Hürriyet gazetesi gibi bir yer de yazıyorsun sinirlenmemek elde değil. Sanatcıyız diye ortalıklar da geziyorsunuz. Sizin gibi sanatcıyı… Sizin gibi kolpa sanatcıları herkes görsün.  Gün olur devran döner. Bu kış biter, yaz gelir.  İllaki söylediğiniz bu sözler burnunuzdan fitiiiiil, fitiiil getirtilir… (Bknz)

Havai çicek

P1020311

86. yıl çoşkusu. Kabataş iskelesinden çekilmiş bir kare.


Türk ve Kürt kardeş olur mu?

Bir varmış bir yokmuş ile başlayan hikayeler vardır bilirsin. Bu da bunlardan bir tanesi. Eskiden cook ama çok eskiden şirin mi şirin bir belde de yaşlı, fakir bir adam yaşarmış. Her sabah yaptığı gibi ormana odun kesmeye gitmiş. Dere, tepe düz giderken adamcağız yoruluvermiş. Bir taşın üstüne oturup su içmeye başlamış. Taşın kenarın da sanki ruhunu teslim edermiş gibi, can havliyle ağzını sonuna kadar açmış hareketsiz bir şekilde yatan yılan görmüş. Yaşlı adam sırf iyi niyetinden yılanın üzerine su dökmüş. Akabin de bir şeyler olu vermiş. Yılan canlanmış. Derisinden süzülen su damlacıkları yılana enerji vermiş. Yaşlı adam yüzünde oluşan bir tebessümle oradan kalkıvermiş. Saatler saatleri kovaladıkdan sonra akşam olmaya yakın adamcağız evine dönerken yılanla karşılaşmış. Fakat bu sefer yılanın ağzında altın varmış. Yaşlı adam bu duruma çok şaşırmış. Altını alarak eve gitmiş. Ertesi gün yılana olan şükranlarını göstermek için ona bir kase süt götürmüş. Yılan buna karşılık yine altın vermiş. Böylece arkadaşlık başlamış. Adamcağız çok zengin olmuş. Günlerden bir gün hacı olmak için aylar süren yolculuğa çıkması gerekiyormuş. Oğlunu yanına çağırıp bir güzel tembihlemiş. Yılana süt ver altını al! Oğlan bir kaç gün süt götürmüş altını almış. Lakin günün birinde şeytanın oyununa gelmiş. Yılanı öldürürsem bütün altınları alırım. Yılanın cıktığı deliğe sütü koymuş. Yılan ağzında altınla çıktığı an baltayı oğlan sallayı vermiş. Hisleri kuvvetli olan yılan kıvrak bir hareketle baltadan kurtulmuş ama onun için her şey olan kuyruğunu kaptırıvermiş. Bunun üzerine hiddetlenerek cocuğu ısırmış. Çocuk orada ölü vermiş. Aylardan bir gün yaşlı adam köye geri dönmüş. Oğlunun öldüğünü duyunca çok üzülmüş. Yılanın oraya gitmiş. Ağlamaklı bir şekil de deliğin önün de dururken yılan cıkıvermiş ve olan biten her şeyi adama anlatmış. Adamcağız çok üzülse de oğlunun suclu olduğunu anlamış. Kalbi buruk bir acıyla yılana dostluklarına devam edebileceklerini söylemiş. Söylemiş söylemesine ama yılan şöyle cevap vermiş: Sen de evlat acısı, ben de kuyruk acısı varken bu dostluk yürümez.


Eskiden hep derdim ki. İyi tamam hoş ama bu PKK daha çok hain diye nitelediği kendi halkını öldürdü. Köyleri bastı. Çoluk cocuk demeden kursun yağmuruna tutdu. Kin, öfke, nefret kundakdaki bebeklere bile  kursun sıktırmaya yetiyordu. Halbuki ölen de KÜRT dü. Bir evin iki evladından birini dağa! birini T.C askeri olsun diye köy de bıraktı… Kardeşi kardeşe düşman etti. Nifak tohumları attı. ”Kürt var kürt var”. ona göre yorum yapmak lazım derdim. Derdim ama gecenler de 10-15 pkk için sınıra dayanan yüzbinleri görünce durumun hiç de böyle olmadığını cin in lambadan cıktığını, PKK nın bölge halkı üzerin de baya olumlu hava estirdiğini , Bölge halkının dağdan gelen PKK lıları kahraman gibi görmesine şahit oldum. Anladım ki köyleri basıp kendi halkından coluk, cocuk demeden öldürdüğü insanların aslında birer ŞEHİT olduğunu, karşı koyduğunu,  PKK ya  katılmak istemediği, evlatlarını kaptırmak istemediği için direndiklerini anladım. Evet yine ”Kürt var Kürt var” diyorum ama bu yüzbinlerin zafer cığlıklarını gördükce aklıma yılanın sözü geliyor.  Sen de evlat acısı, ben de  kuyruk acısı varken bu dostluk yürümez.

Bünyamin Gezer e 8.2

pozisyon_1

Valla 8.2 niye almışki ben olsam 10 üzerinden  11 verirdim. Ne ararsan vardı. Süper yani her şey harika!