Cami imamı
Hoca var ezan okunana kadar cemaati içeride oturtur. Hoca var ezan bitene kadar cemaati içeri sokturmaz… Cuma namazına engelim olmadığı sürece cocukluğumdan bu yana gitmişimdir. Bu zaman zarfı içinde bir tane adam akıllı vaaz veren bir hoca görmememişimdir. Bizim burada şirinmi şirin, her tarafı acık, yayla gibi esen, suyunun buz gibi olduğu ufak bir cami var. 3-4 haftadır buraya gelmekteyim. Burayı sevmemdeki en büyük etkenlerinden biri imamı vaaz vermiyor. Atıp tutmayan, asıp kesmeyen bir imam olunca insan şaşırıveriyor. Cami içinde öyle bir sukunet varki anlatmakla bitiremem. Yüzüne esen o rüzgar, camiinin kokusuyla beraber karısınca insan mahkemesini kuruveriyor. Bir savcı oluyor , bir yargıc. Bir bakmıssın zanlıyken, mağdur oluveriyorsun.
Takii gecen haftaya kadar. Cemaatten olma ihtimali yüksek, eski bir imam! sukunetten sıkılmış olsa gerek. iki haftadır sohbet tadında vaaz vermeye başladı. Vaazki ne vaaz. Asıyor, kesiyor. Yumruğunu sıkarak Allah Allah diye bağırıyor.Yapmazsan yanarsın. Yaparsan cennete gidersin. Ses tonu bir an bile dinmiyor. Şu anki yaşam biçimini eleştiriyor, eleştirirken kulaklarının pasını alıyor. Belliki baya dolu biri olsa gerek. Gel gelelim dedikleri doğruda olsa artık bıktım. Nedir yahu bu imamların mikrofon aşkı? Mikrofonu eline alan konustukca konusuyor. Bilmedikleri şey yok. Ezan okunurken insan bir susar ya. Ben senimi dinlemeye geldim. Ezanımı? Mesela ezan biter. Bunlar halen konusmaya devam eder. Benim işim varmı yokmu. Belki izin aldım. Senin keyfini beklemek zorunda değilimki. Bu cami senin babanın tekkesi değilki. Artık gına geldi. Pes yani. Hayret bir şey ya…
