Dört ayağının üstüne düşme diye işte buna derler. Garantisinin bitmesine 2 ay kala, bundan iki sene önce sony’ den aldığım dizüstümü teknik nedenlerden dolayı geri iade ettim. Şansıma; Sony gümrük de sorunlar yasıyormuş. Devlet ile problemleri olduğundan dolayı yedek parça sevkiyatı yapamıyorMUŞ. Böylelikle tamirini yapamayacaklarını söylediler! Ba ba bak O esnada olduğum yerden ucup bana bu sözleri sarfeden hatunun sacını basını yolasım, benzin döküp yakasım geldi. Akabinde bana yenisini vereceklerini söylediler. Çok üzüldüm hatta kahroldum! Allah’ ım ne kadar şansızım.. Kendimi yakacaktım. İstemem ben eskisini istiyorum diye haykırmak geldi içimden. Aslında ağzım kulaklarıma kadar gitti. Siz japonlar sevimli cekik gözlü yaratıklar diye höykürecektim ama caktırmadım. Durusumdan ödün vermedim. Hımmm demek öyle. Hay aksi ! Yapacak bir şey yok tarzı zengin durusu sergiledim… Her neyse bu benim tabi ki de işime geldi. İki sene önce aldığım laptop kapitalizme yenildiği için! üretim de olmadığından dolayı; bana eskisinden 2(iki) kat daha güçlü son model vaio verdiler. Ee daha ne olsun. Kedi hesabı MııRırRR…
Mayıs, 2009 Ayının Arşivi»
Dört ayağının üstüne düşme
Ya Şehr-i İstanbul
İstanbul’un fethinin anlatıldığı İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk panoramik muzesi olma özelliğini tasımakla beraber, Dünyadaki üstü gökkubbe ile kapalı tek müze özelliğini halen korumakta olan Panoramik müzeye hele şükür gidebildim. Neden daha önce gitmediğime hani pişman olmadım desem yalan olur. Gidip görülesi, şaşılası, ağzı acık kalınası, hatta bayılası bir mekan. İnsan evladı nereye bakacağını şaşırıyor. Heleki ağırdan, ağırdan merdivenleri cıkarken insanı büyüleyen o gökyüzü yokmu?!! 29 mayıs 1453 sabahı osmanlı askerlerinin şehre girmeye başladığı anı tasvir eden bu eseri yapan ve emeği gecen her kim varsa Allah razı olsun.
Türkçe Olimpiyatları
Güzel Türkçemizi dünya da hak ettiği konuma getirmek, dilimizin daha yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve Türkçe’ yi en iyi öğrenenleri ödüllendirmek amacıyla 2003 yılından beri Uluslararası Türkçe Olimpiyatları ülkemizde düzenlenmekte olduğunu acaba kaçımız biliyoruz? Yurt dısında binlerce öğrencinin Türkçe öğrenmek amacıyla okullara gittiğini öğrenmek ve yurdumuzda Türkçe şarkı, şiir söylemek şartıyla etkinliklerin yapıldığını bilmek, 113 ülkenin katılıp en iyi Türkçe ben okurum diye yırtındığını görmek kadar güzel bir duygu olmasa gerek…
Kara kutu
Uçaklarda konusmaları kaydeden, söz konusu bir kazanın sebebini öğrenmemize yarayan, sanıldığı gibi renginin kara değilde turuncu olduğu, doğru, dürüst, haber ilkesini kabul etmiş, helal süt içmiş, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyen şeye dense dense kara kutu denir. Kara kutular bildiğimiz gibi hep güvenilir kaynakdır. Sadece ucaklardamı kara kutu olduğunu sanıyorsun? Hayır efendim senin de kara kutun var. Her gece yastığa basını koyduğun sıra kara kutuna daha önce kaydetmiş olduğun konusmaları dinliyor, videoları izliyorsun. Her gece vicdanınla baş başasın…Gözlerini kapadığın sıra gözün de canlanan enstanteneler kara kutundan kesitlerdir. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu aslında sen çok iyi biliyorsun. İstediğin kadar inkar et. Bir gün gelecek kara kutunu acacaklar. Orada sana teklif sunan Hamdi bey’ de olmayacak. Kimse sana var mısın yok musun da demiyecek.



