Blog Sendromu
Bu yazıyı biraz modifiye yaparak manşet yapmanın zamanı geldi. Güneşli sarı havalardan, kalabalık mekanlardan, suratlarına hebenneka çökmüş montelli insan evlatlarından, evde mütemadiyen fellik fellik kaçıldığı,Tv’lerdeki klonlanmış dizilere kendini kaptırırken müzmin nevazil gibi ortalıkta patlıcan burun dolaşıldığı; bir girildi mi sittin sene çıkılmayan, bir yerden sonra da çıkmaya gerek olmayan, hatta girmek içün kastırılan; “aslında varolmayan”, 8mm köstekli, tripodu topal ruh haline bahar sendromu denir. Bu dönemde insan evladının içine bir hüzün çöker.
Efendim her türlü sendrom modeli olurda, blog sendromu olamazmı ? Basbaya olur.
Bu aylarda mart ayı kedileri gibi sağda solda hüzünlü, dertli, rahatsız, hayatından memnun olmayan blog‘cuları görmek mümkündür. Veryansın edip, blog’larını kapatmakla bu sendromdan kurtulmak isteyeceklerini sanarlar. Hatta bu hastalığa kapılanları şu şekilde acıklayabiliriz:
*Monütöre kös kös saatlerce bakıyorsan,
*Msn’de cevrimdısı modundaysan,
*Bilgisayar basındayken kimseye taahamul edemiyorsan,
*Odanı kendine hapishane yaptıysan
*Bloga yazdığın yazılara yorum gelmeyip canın sıkılıyorsa,
*Bloga yazdığın yazılara yorum gelip canın sıkılıyorsa,
*Blogları gezip,gezip okuduğun yazının yarısında pencereyi kapatıyorsan,
*Zamanımı cok alıyor, bilgisayar basında cok vakit geçiriyorum dediysen,
*Blogunu kapatma ihtiyacı duyduysan,
*Blogunu kapattıysan
üzülme tekrar döneceksin.
Sen çoktan sendroma girmişsin.
Geçmiş olsun…
Sendromdan kurtulmanın yolu. Acık havada dolasmak, fotoğraf çekmek, uzun zamandır konusmadığın kişileri arayıp hal hatır sormak, kırgınlıkları bitirmek ayrı bir heyecan vereceğinden dolayı kolay atlatılır. Asla ama asla yapılmayacak olan tek şey ALIŞVERİŞ yapmaktır. Mayıs’ ın 15 ine kadar aman dikkat… Hadi bakalım tosuncuklar bu ay geçtimi olay bitmiştir…
