Aralık, 2008 Ayının Arşivi»

İsrail’siz bir DÜNYA diliyorum

İsrail’ in bu orantısız gücünü kınıyoruz biki biki si… İsrail’ in bu hava saldırısını lanetliyoruz bıdı bıdısı. Vay efendim mağdur durumda bulunan filistin halkı için bütünleşmeliyiz hebelesi, hübelesi… İsrail’ in bu yaptığı saldırı; Türkiye Cumhuriyeti’ ne saygısızlıkdır falan filanı, Taksim’ de, Beyazıt’ da, londra’ da Amsterdam da israil’ e karsı toplanıyoruz benzini, gazı… İsrail füzeleri coluk, cocuk demeden can almaya devam ediyor magazini, Gazze’ nin meydanı’ nından canlı bağlantı yapıyoruz show’ u, Amerikan, israil mallarını boykot ediyoruz zımbırtısı… Ya bırakın allah aşkın’ a, bırakın bu hikayeleri… Kardeşim Türk silahlı kuvvetleri ,israil silahlı kuvvetleriyle stratatejik bağlantıları  yok mu? İsrail hava kuvvetlerine eğitim vermedik mi? İsrail suriye’ yi bombalarken Türk hava sahasını kullanmadı mı? Gökten düşen yakıt tankerini uzaylılar mı attı? Türk Deniz Kuvvetleri İsrail Deniz Kuvvetleriyle ortak tatbikat uygulamadı mı? İsrail pilotları, Dünyanın en iyi Hava pilotları olan Türk hava kuvvetleri tarafından eğitilmedi mi? İşi abartıp İsrail Türkiye dostluk vakfı olusturulmadı mı?, Türk Hava Kuvvetleri israil den insansız savaş ucakları almadı mı? Siz ne sacmalıyorsunuz kuzum? Gercekci olun. Sen bu cıkarları gözden cıkarabiliyor musun? İsrail le askeri işbirliğine son! diyebiliyor musun? Ondan haber ver. Artistliğe hiççç gerek yok…

Şimdi cingıl bels deme zamanı, bu gece yılbaşı Noel Bayramı

Hangi ara geçti sene anlamış değilim. Daha gecen sene Noel baba‘ hakkında yazmıstım. Farkında mısın bilmiyorum ama yıllar nede cabuk geçiyor. Hele ki ben bu yıldan hiç bir şey anlamadım. Halbuki ömür uzun gibi duruyor. Gel gelelim o kadar kısaki. İnanmıyorsan dön geçmişe ilkokul birinci sınıfdaki halini akla getir. Dün gibi dimi. Halbuki üzerinden neler neler geçti. 2008 yıl’ı benim için süprizlere gebe oldu. Kendimle ilgili bir cok radikal karar aldım. Hele ki son ceyreği cok enteresandı. Hayatıma yön veren, her yönden olaylar yasandı. Çok da güzel oldu. Neyse yılbası için kendime ufak bir çam aldım. süsledim püsledim. Altına hediyeler koydum. Odamdan catıya uzanan bir boru döşedim. Şömine hesabı. Noel baba yı bekliyorum.  Her sey hazır cılgınlar gibi eğlenecem. Bir de ağzımda o düt dütürü rürü diye cıkan ne idüğü belli olmayan düdük, kafam da bir huni hazır kıta bekliyor olacağım. 10 dan geriye sayacağım ceeee diyecem ve cok mutlu olacam. Olacam mı acaba!

Filistin alev alev yangın Filistin’li ölmekten baygın

Dün israil’ in kontrolsüz gücüne isyan edip Taksim’ e gittim. Elimden hiç bir şey gelmiyor. Hakikaten bugün cok acıdım onların bu hallerine… Hayatımda bir kez bile olsun katılmadığım, kapımın önünde 1 milyon kişi olsa bile ilgimi cekmeyen adı miting olan kalabalıklar içine girmedim. Hep dısarıdan baktım. Gel gelelim beni bile cekebildiyse hakikaten israilin Allah belasını versin. Öyle bir şehir ki tüm dünyanın gözünün önünde eriyor. Yiyecek, elektirik, para, silah, aclık sefillik acı, ölüm her sey israil’ in iğrenç politikası yüzünden devam ediyor. Duvarlarla cevirdiniz, girişi cıkısı yasakladınız. su vermediniz, su verditmediniz, ilaç vermediniz, verditmediniz, elektiriği kestiniz, hastalığı getirdiniz, zaten patır patır ölüyorlar… Birde öldürüyorsunuz.  Zoruma gidense hiç bir şey olmamış gibi üste cıkmazlarmı. Teröristleri vurduk denmezmi!  Pes yani…    Kimsecikler arkadasım senin derdin ne demiyor. Hayret bir şey valla. İsrailin yaptıklarını gördükce, Hitler‘e hak vermiyor da değilim. Dinsizin hakkından imansız gelir hesabı… Ne diyeyim yeni yılınız kutlu olsun!!

İhanet rüzgarlarının Estiği vatan Filistin, İnsanının insanlığa Küstüğü vatan Filistin.

Bu vapur kalkar birazdan

Kalkip gidemeyen bir ben

Blog tutmandaki amaç nedir

Valla ne yalan söyleyeyim, ilk blog tutduğum günleri hatırlıyorum. Sabahtan bir otururdum pisi basına geceye kadar blog, blog gezerdim. Oldukca aktif biriydim. Sanki blogumu birileri çalacak diye hazır kıta nöbet tutardım. Uçan kuşu bilirdim. Kimin eli kimin cebinde, kim ne yazmış haberim olurdu. Bir nevi türksat uydusu gibiydim. Bir şey karaladığımda bana yorum gelmesini beklerdim. Pisi basında 10 saat durduğum günleri bilirim. 10 dan fazla olduğu zamanlar bile oldu. Sokakta gezerken blog’umu özlerdim. Acaba biri yorum attımı derdim. evet bu bir hastalık çeşididir. Bir nevi virüs kapmıştım. Şayet bu evreleri yasıyorsan Allah sana akıl fikir versin emi… Geyiğin önde gideni olduğum için, 2 günde 200 üstünde yorum geldiği de oluyordu. Kayhanovic.blogspot.com da resmen kendimi deşifre etmiştim. Sağ da sol da fotolarım vardı (: Geçmişim oldukca komikdi anlatacağım çok sey vardı. Gel gelelim sıkıldım. blogspot’ daki tüm yazılarımı, anılarımı sildim. Onlar arkada kaldı. Sonra uyuz bir sendrom içine girdim. Dedim manyak mısın sen bu kadar saat net basında napıyorsun bıdı bıdıları. Bir kaç kez blog’umu kapadım. Her geri döndüğümde ferrarisini satan bilge hesabı  geri dönüş yaptım. Artık hit benim için önemli değildi, sayaçlar, kim girmiş, cıkmış umrumda değildi.  Hatta bana gelen yorumları cevaplamıyordum. Pagerankım kısa süreliğine 5 olup, 4 lerde gezerken ben motormuyum dedim, Google arama motoruna kendimi kapattım.    Uyuz, kendini beğenmiş, biri gibi profil çizmeye basladım. Ki asla bu değildim. Hit manyağı olmadığım için, reyting peşinde koşmamaya basladım. Elalemin bloglarını okumaya calıssamda yorum atmıyordum. Bazı istisnalar hariç…  Gercekten de çok zamanımı alıyordu. O kadar cok blog var ki, hangi birine yetişeyim. Tabi böyle uyuz olunca bana gelen yorum sayılarında düşme başlamıştı. ee haklılarda. Yorumlara cevap vermeyen bir insan modeli.Sonra kendi blog’umda bari yorumlara cevap vereyim dedim. Gel gelelim bir şey öğrendim. Yorum istiyorsan blog, blog gezeceksin. Aktif olacaksın. Bakma benim eski blog’umda 12 bin yorum gelmişti (:  ee bosuna demedim. Yüksek derecede doktora yapmış olduğum  belgem vardı ”Geyik”..

Laik depresif

Ülkemiz son 5 yılda Tayyip’ ciler yada anti Tayyip’ ciler diye ikiye ayrılmış gibi gözüksede işin gerceği böyle olmadığına inanıyorum. Daha doğrusu ulusalcı çizgide olanlar ve olmayanlar diye ikiye bölündüğünü  varsayıyorum. İkiye bölünen bu insan grupları aslında hiç savunmadıkları siyasi partilere oy verebiliyor, valla verecek parti yok’ du kılıfına sığınabiliyorlar… Son günlerin moda 2 tane partisi var. Ak Parti ve CHP . Bana göre ikiside din partisidir. AK parti muhafazakarla, liberallerin yakınlastığı, CHP de Aleviler’ le, Kemalistlerin sığındığı bir parti olsa gerek.   Gel gelelim ben burada laik depresif içine girmiş insanları irdeliyecem…
Kanımca laik depresif bir tür hastalık çeşidirdir. AK partinin varoluş süreci ile hızlıca yayılmaya başlamış olup bazı belirtileri vardır. Sabahları, “amanın, laiklik elden gidiyor” serzenişiyle uyanmayı artık bir alışkanlık hâline getiren, Fetullahla yatıp, fetullahla kalkan,  Ilımlı İslam geliyor’, ‘ Malezya mı olacağız’, ‘ Mahalle baskısı var’, ‘ Başımı zorla örtmelerinden korkuyorum’ ‘seriat gelecek’ diye bir kavram icad edip toplumun dine yönelmesine karşı çıkan, ama asıl mahalle baskısının alasını ironik bir şekilde kendileri yaparlar.  Metroda, trende, otobüste, vapurda ve bilumum topluma açık kapalı yerde başörtülü avına cıkarlar, Amacları Onları eleştirmek, giyimini kuşamını, fikirlerini aşağılamak ve inancından döndürmeye çalışmaktır. Muhatap eğer sağlam birisiyse bu kez ağa babalarının ve medyadaki fikir babalarının ” Doğan gurubu” taktiğini dener saldırmaya başlar. Hakaretler gırla gider. eğer çevresinden destekte bulursa elini uzatıp başörtüsünü açmaya da teşebbüs eder. ”Bu yöntem biraz sıkar. Çevreden  alacakları tepkiden korkarlar”
Ülkenin sürekli parçalanıp bölüneceği paranoyası ile büyümüş olduğundan muhalif her fikre baştan karşı cıkarlar. Genelde hepsi aynı yazıyı, aynı makaleleri, aynı mailleri, aynı siteleri, okurlar. Çoğuda tarihinden haberi yoktur.
Onlara göre kendilerinden daha fazla ülkeyi seven birisi bulunmaz. Kanal türk izler, cumhuriyet okur. ’biz ve diğerleri’ ayrımının belini kırmış, kendi gibi düşünmeyeni vatan haini bellemiş bu kimselerle oturup tartışmaya kalkınca kendilerinin ne kadar “atatürkçü, solcu, ilerici, çağdaş görüşlü vs.”; geri kalan herkesin ise ne kadar “dinci, gerici, liboş, ikinci cumhuriyetçi, sorosçu, emperyalist uşağı, işbirlikçi vs.” olduğundan bahsederler. Genel de hep kendilerince haklıdırlar. Kızdıklarında ise sen cahilsin derler. Başlarlar dalga geçmeye…
Kendilerinin dindar oluşlarını ninelerinin başörtülü olmasıyla taçlandırırlar. sanki ninenin örtüsünün bunlara faydası varmış gibi. Din onlara göre sadece nüfus cüzdanında yazan bir geleneksel örfi durum belirtecidir. Daha fazlasına gerek yoktur.
En çok korktukları kelime şeriat kelimesidir.
En son gidecekleri ülke irandır.
Geneli gizli darbe şakşakcısıdır.
Yaşar Nuri Öztürk’ün fikirlerini savunurlar. Onlara göre dinin %70 ini cıkardınmı %30 u geriye kalan cağdaş bir olgudur. Örtüye kesinlikle karsıdırlar. Onlara göre örtü! don, masa örtüsü, brandadan farkı yoktur. Kızıncada Kur’an-da yok böyle bir şey derler Gel gelelim erkek cocukların neden sünnet olduklarını, abdesti, namazın kılınısını, kadınlarımızın namaz kılarken neden kapandıklarını ve hac görevlerini yapan hacı adaylarının neden örtülü olduklarını acıklayamazlar!   Açıklayabilenide zaten araplara paramı kaptırcan espirsi! ile üste cıkarlar.
Bunların  kırım kongo kanamalı ateşi hastalığına kapalınanları vardır ki sormayın! Kendisi gibi olmayan, düşünmeyen kişilere saygısı zerre kadar yoktur. Yüzlerindeki ifade de sürekli bir aşağılama vardır.  Nuh der peygamber demezler. Bırak Nuh’u peygamberide tanımazlar. AK Parti var olmadan önce de aynı fikirlere sahip olan bu zihniyet, AK Partinin varolus anından sonra tamamen tırlatmıslardır. Örnekleri biraz açarsak. Duvarda ki arapça yazısına takılabilirler, Ezanın neden halen arapça olduğuna anlam veremezler. Ezanın sesi çok cıkıyor kısmak lazımdan cok aslında tamamen kısılmasından yanalardır.  camilerin neden bu kadar cok olduğu bunlara batar. Savundukları tek gaye Türkçe’ dir. Ezanın da Türkçe olmasını isterler. Kandil leri dincilerin getirdiğine inanırlar. Hacılığın arapların ticari maksatla cıkardıklarına inanırlar. Kurban kesimine inanmazlar onlara göre böyle bir şey kesinlikle yoktur.  Hatta Din denilen kavrama inanmazlar. Gök tanrı denilen saman dinine inanırlar. Hz. Muhammed’ in bir nevi sapık olduğunu dile getirirler. Arap milliyetciliğini yaymaya calısan provakatör olarak algılarlar. İslam’ın arap milliyetciliği olduğunu, Türklerin dininin islam olmadığına inanırlar. Türk’den baskasına zerre kadar saygıları yoktur. Buna laz, çerkez, abaza alevi, ne kadar etnik dil-ırk varsa karsı cıkarlar.  Düşmanları olarak yobaz- irticayı  ilk sırada görürler. Her Allah’ın günü neptünyum, zarttınyum hikayeleri, yok Türkiyenin altındaki petrol denizleri, kimler siyonist, kimler mason, Ak parti şeriatı getiriyormuş, soros şerefsizlik yapıyormuş dinciler, fetocular, akpci şerefsizler, başörtülü hainler, ülkücü capulcular, ümmetci şerefsizler, osmanlının tohumları  gibi içi boş, her biri hakkında fikir sahibi olmak için ciddi bilgi birikimi gerektiren konularda uzman kişilerdir! Bknz: : google araştıracağınız kelime ”atsızcılar”

Bu tür insanlarla tartısmaya girmek cok tehlikelidir. Mümkünse girilmemesi gerekir… Siz kendi dininize karsı bu kadar saldıraya bir zaman sonra dayanamayıp sesinizi cıkardığınızda, amacınız  zerre kadar siyaset yapmamak olsada; birden o pis oyunun içinde kendinizi buluverirsiniz. ”Yanlış bile anlaşılabilirsiniz”  Sizi ocu bucu şucu fetocu, capulcu o tarafın zihniyeti diye suclarken  kendisi birden siyasetle ilgilenmiyormus gibi görünen sosyal içerikli mesajlar veren vatansever rolüne oynar. Sizi de ülkeyi aslında bölmeye calısan, gerici, liboş, işbirlikci, vatan haini olarak algılar. Algılamakla kalmayıp ithamm eder.

Genelinde; Ani bir sinirlenme, burnundan hızlıca soluk alıp verme, panik atak gözlemlenmektedir. İçlerinde Yüzlerinde bir huzursuzluk vardır. Bu huzursuzluğu hemen anlayabilirsiniz. En yakın psikoloğa gidilmesi uygun görülür.

Deliyim gözü kara deliyim yakarım camiyide yakarım ben

Vali güler demiş ki;

“Saldırılarla ilgili bir kişi yakalandı. Daha önce 13 cami hırsızlığı nedeniyle suç kaydı bulunan kişinin yanan bazı camilerde parmak izine rastlandı. Bu kişi delilleri yok etmek için yangın çıkardı. Yangınlar, suç delillerinin karartılmasına ilişkin bir girişim olarak değerlendirilebilir. Bunlar imam odalarında meydana gelen yangınlardı. Bu şahsın parmak izlerinin tuttuğu gibi çok kesin delil elde edildi. Hırsızlık için girdiğinde delilleri yok etmeye yönelik olarak yangınları çıkarmıştır. Yardım toplama paraları, kumbaraların çalınmasın ilişkin bir hırsızlık olayıdır. Yardım ve yataklık anlamında bir örgüt bağlantısı tespit edilmedi. Kişisel bir eylem ihtimali ağır basıyor.”

Budur yani 18 camiyi yakan olsa, olsa bir delidir. Hangi manyak cami yakar? Dimi yani…  Basit bir hırsızlık vakası. Bu kadar işte.  Bir gün içinde 6 ayrı cami yanıyor. Bu adam süpermen miki ayrı, ayrı bölgelere gidiyor da camileri yakıyor.   Ne için hırsızlık için.  Kumbara patlatıyor. Herhalde bir filim de görmüş olmalı. Önce cal, sonra yak iz kalmasın hesabı… Elini kolunu sallaya, sallaya gündüz vakti kaç.  Bu kadar zaman durmuş, durmuş da,  acelesi neymiş ki aynı zaman da, baska yerlerde cami yakmış.  Yoksa deli bu nerden akıl edecek… Akıl mı var. Adı üstünde deli… Ee deli ise bir süre hastanede yatar. Sonra yine aramıza döner. Aynen anasını, babasını, kardeşini kesip kapının önündeki arabada sigara içip. Ne oldu bişi mi oldu diyen deli gibi. Deli olmak var valla. Kafana göre kes, biç, yak doğra. Deli işte ne yapsa yeridir hesabı…  Düşünsene aklı olmayan biri cıkıp 18 tane cami yi yakabiliyor. Merak ediyorum; akli dengesi olmayan biri, nasıl planlı bir şekilde gün içinde 6… Toplamda 18 cami yakabiliyor?   Valla benim aklım var ama 18 camiyi içeriden yakıp hemen akabinde baska ilçedeki cami randevuma yetişemem. Evet o kadar aklım yok…

Reenkarnasyon

Öldükden sonra başka bir bedenin içinde dünyaya  gelinildiğine inanılan, hatay taraflarında sık, sık görülen, her defasında çar çerice, kral, kralice hesabı önemli şahsiyetler içine girme şekli olsa gerek. Hatta bir tv kanalında 8  yasındaki cocuk. Eşi ölmüş bir kadının yanına gidip. Ben senin şu zamanda kaybettiğin kocanım dediğini hatırlıyorumda. Ohanes olup, hadi lan demiştim. Bugün tv de izlediğim, bir anlam veremediğim sır dosyası. 3. boyut durumları. Anlatanları, şahitleri dinledikce insanın şaşırmaması elde değil.  Bazen  bir yerde gezerken, sanki ben burayı daha önce gördüm, durumlarını yaşadın mı bilemiyecem ama ben yaşadım. Bunuda bir çok  rüya görüyoruz. Bilinçaltında bazı seyler canlanıyor. O sonuca varıyorum. Aslında islam inancına göre reenkarnasyon oldukca sacmadır. Bazıları Kur’an-dan örnek verip bu inancını yürütmeye sağlasada inanmıyorum. Ahiret inanıncana sahip biri, nasıl olurda reenkarnasyona inanıp, ben önceki hayatımda maruldum diyebilir. Reekarnasyon’ a göre hepimiz geri dönecez. Peki geri dönüyorsak hangi bedenimize göre yargılanacaz? Hem ahirete inanıp, hem de reenkarnasyon deme lüksün yok. Bazıları tutdurmuş ben çar’ ım yok çer’im, kral’ım olmadı kraliçe’ yim. Dediğim gibi hiç marul olan yok… Mesela reekarnasyon diye bir şey olsaydı, önceki hayatımda kesinlikle bildiğimiz ”Ayı” olmam gerekiyordu. Ne zaman kış ayı gelse bir uyuma halleri varki sorma. Mağaradan cıkmamam gerekiyor. Özümemi dönsem ne… Evet merak ediyorum, önceki hayatında sence sen neydin ?

Hangimiz daha Türk?

Burada canan arıtman‘ nın kafatascılığı hakkında fikrimi belirtmiştim. Gel gelelim o devam ettikce bende ona karsı saygım’ ı sevgim’ i belirtme ihtiyacı duyuyorum.  ”Soy bağının bilimsel ve hukuki tek geçerliliği DNA” mış. Önce bu ülkenin cumhurbaskanı’ na senin ana tarafın ermeni de, sonrada DNA iste…  Nazinin devamı. Ee sonra ne olcak sevgili Arıtman?  Diğelim ki ermeni. Sabun mu yapacan? Eline ne gececek. Neyin ispatı içindesin ? Bir insanın milliyetini, ırkını, dinini sen mi belirliyorsun? Farzet ki kenya da doğdun. İçimde Türk kanı hissediyorum, ben kesinlikle Türk olmalıyım mı diyeceksin… Abdullah Gül dava açmış, Arıtman’a. Benim soyum sopum belli. Irk cılık yapıyorsun diye mahkemeye tasımış.  Canan Arıtman kumpas’ a getirdi Gül’ü.. Bu dava iğrenç bir dava olacaktır. Gül kazanırsa birine ermeni demek hakaret anlamını taşıyacak, arıtman kazanırsa bir kimseye ırkcı söylemler serbest olacak izlenimi bırakacak…