Ağustos, 2008 Ayının Arşivi»

Eğer yapmazsan vah basına gelenler

Bugün telefonuma bir mesaj geldi. Ya kayyum, ya mecit diye başlayıp Allah’ ın isimleri yazıyordu. Allah hiç bir zaman yanıltmaz bu mesajı dokuz kişiye yollarsan yarın güzel bir haber alırsın. Eğer göndermezsen sanssızlık dokuz sene seni bırakmaz. Erteleme bunlar Allah’ın isimleridir.  Bu mesaj Köfte salonu işleten en ufak amcam dan geldi. Bende amcama geri döndüm mesaj attım. Ya amca kafan mı iyi, sıcak basına mı vurdu. Tamam söz gelecem iftara 5-6 kişi toplayıp… 
Resmen psikolojik baskı… Yok böyle bir şey ya. Bu olayı zamanında telsimin cirosunu artırmak için, cem uzan’ın planladığını düşünüyorum. Aklıma baska üç kağıtcı gelmiyor. İnsanların duygularıyla oynanmasını sevmiyorum.  Eskiden ne cep vardı, nede bilgisayar. Ortaokul dayken biri böyle bir kağıt getirmişti bana.  Yok 30 kişiye yazıpta yollamazsan, basına bin bir türlü şey gelir ahlarsın, vahlarsın benden söylemesi…Yok yazıpta dağıtırsan ne dilersen gercekleşir veled dalin amin.  Okudukdan sonra çocuk olmamın verdiği duygusallıkla bende tırsıp yazmıstım ve dağıttım. Ne zengin oldum o sıra, ne de dünyanın en güzel kızıyla tanıstım. Boş verin böyle seyleri.

Ah be amca beni benden aldın

Gecenlerde yatsı namazı için camiye gitmiştim.Bazı şeyleri ”ilk” yasıyorum. Yaş ortalaması 50 ve üstü olan elle sayılan bir cemaat vardı. Aralarına sızdım. Namaz baslamış ve birden neye uğradığımı şaşırmıstım. Tabiri caizse dumur oldum. Cünkü herkes mırıldanarak sesli okuyordu. Kafam bir an için karıssada ortama alıstım. Bende hiç alıskanlığım olmasada sesli okumaya basladım. Namaz bitmiş dua faslı gelmişti. Ellerimi havaya kaldırmış bir pozisyonda beklerken! sağımda tonton bir amca vardı. O kadar güzel dua ediyordu ki, o kadar güzel bir yüzü vardıki… Amcaya ellerim havada bir baktım.  Sonra kendime bir baktım, kafamı kaldırdım tavana baktım. Allah’ım yanımda ki amca varya! Onu harbiden cennetine al. Ben başka bir şey istemiyorum dedim… Bu ne şevktir, bu nasıl bir aşktır. yok burada değil! baska diyarda ucmuş, dünya ile bağlantısı yoktu, cevrimdısı yasıyordu hayatı, seslensen aradığınız amcaya ulasılamıyor sesi ulasırdı kulaklarınıza… Keşke ”dedem” olsaydı lan dedim kendime bir an için… Amca 100 metreden ana britanica gibi duruyordu. Otobüse binse otobüs şöförü bile yerinden kalkıp, istersen buraya otur amca. Dedirtecek bir karizması olduğuna inanıyorum. Hani bazı anlar yaşarsın yoruma gerek kalmaz. İşte öyle bir durumdu benim o an hissetiklerim…

Namaza başladım

Küçükken mahallenin gençleriyle cuma namazlarına giderdik. Aslında hiç birimiz namaz kılmayı bilmezdik. Gel gelelim biliyormuşuz gibi davranırdık. Namaz başlar, önümde bir hedef secerdim. Genelde orta yaşlı yada yaşlı birinin arkasında dururdum. O elini kaldırır bende kaldırırdım. O secdeye gider bende giderdim. yat kalk talim yapardım. Sabaha kadar namaz kılsa sanırım bende kılacaktım. Her namazın sonunda eller havaya kalkar dua eder insanlar. Bende bir iş yapmısım gibi ellerimi havaya kaldırır dua ederdim. Hep aynı dua’ yı ettim. Allah’ ım valla bak öğrenecem ben bu işi. Biliyorum ayıp oluyor ama cok yakında öğrenicem derdim. Ta ki bir gün babamla aynı camiye gidene kadar. Secdeye yatmıştım. Öyle bir yattım ki en arka saftakine gözüm takıldı. Herkes ayağa kalktı ben ona bakıyorum tuhaf bir tipti. Akşamında babam bana namaz kılmayı öğretti. Böylece cuma namazında ilk duamı ettiğimde dediğim gibi sözümü tutdum demiştim. Oh be bu eziklikten kurtuldum diye sevinmiştim. Kılmak istiyorum ama kılmayı bilmiyordum. Öğretin bana diyorum ama utanıyordum çünkü yazları mahallenin camisinde kur’an kursuna giderdim. Kur’an kursuna gider gitmez. Seni yaratan rabbin adıyla oku dediler Elif, be, te ,se, cim ha, hı, dal, zel rı vs alfabeyi söktüm. Allah razı olsun tüm duaları öğrendim. Kur’an-a gecememiştim cünkü kafa basmamıstı. Baktım kafa basmıyor bende bütün cocukları ayartıp corapları birleştirip maç yaptık caminin içinde.  Gel gelelim bana namaz kılmayı o zaman öğretmediler lan! Sanki herkes bilmek zorunda gibi… İşte ondan dolayı utanmıstım zamanında…İşte ondan dolayı bir savaştan galip cıkmış gibi sevinmiştim zamanında…

Neyse sözüm şudur ki; bugün benim için önemli bir gün. Her zaman aklımda olan ama hep yarın, yarın dediğim olayı! bu sabah yani 19 ağustos 2008 tarihinde güneş doğmadan faaliyete geçirdim. Günde 5 kere Allah kabul etsin diyorum. Hayatımın yapraklarına not düşüyorum…

Civcin cıkacak kuş cıkacak

Dün Galatasaray Ş.Bükreş macına gittim. stat dısında otururken bulunduğum yeri romenler bastı. İçlerinden birine göz koydum. Atkısı hosuma gitti. Dedim kalkayım atkımı vereyim atkısını alayım. Sonra boşver dedim. Atkıma kıyamadım.  Maç bitmiş yavaş yavaş uzarken, Mevzu patladı. Anlam veremediğim bir olaydan dolayı bir kargaşa oluyordu. Gözlemlerime göre  10-15 kişi bir cocuğu ortalarına almış patates edeceklerdi. Dedim olay yerine gideyim cocuğu oradan cekeyim de gideyim. Tam olay yerine varmış şşşş bir saniye durun bakalım diyecekken. Patates olmasını beklediğim cocuk, ani bir hareketle geriye attı kendini. Elini belinin arkasına götürdü. Yaklasmayın vururum gibisinden… Ben dahil herkes delici, kesici alet cıkaracak diye beklerken. Çocuk sanki bir şey cıkaracakmış gibi elini arkasından usulce cıkarıp kendisine yüklenen gruba yönlendirdi. Koluyla gecenin sessizliğinde şakkk diye bir ses yankılandı. Çocuk nah işareti yapmıştı ve gülüyordu. Akabinde  tazı gibi koştu… Orada yarıldım çok komikti, tv lik bir olaydı. Filimlerde rastlanası bir durumdu. Bu olay tüm sinirimi almıştı…