Basın acıklaması

Evet nerede kameralar o tarafa bakacağım? Önce frendfeedi kapadım. Akabinde facebook’u kapadım. Hemen ardından twitterimi(özel hariç) kapadım. Dedim ki; hepimiz madem koyunuz! o zaman ben, koyunlar içinde benekli olanım.  Her yere üye olmak, her yer de ayrı, ayrı mesaj yazmak inan ki adamı yoruyor. Sanki bir bokmusum gibi insan bir zamandan sonra kendini kasıyor. Sanki millet toplanmış benden ileti bekliyor. Hele  arkadaş listem ne kadar coksa hani egolarım tatmin olacak duygusu yok mu!  Adamı öldürür… İnternet yararlı bir şey ama o kadar bencilce kullanıyoruz ki hakikaten işin gılkı çıkıyor. Halbuki hayatta çok daha değerli şeyler var. Bazen neti acıyorum inan ki ne yapacağımı bilmiyorum. Öyle mal gibi bakıyorum boş, boş ekrana. Msn de hep aynı kişileri görmekden midem bulandı. Asosyal biri olmak istemiyorum.Gerekirse gemileri yakarım. Eskisi gibi internet ile aram iyi değil.  Yani anlayacağın yokum ben orada, burada…  Bufalo sürüsü gibi koşmuyorum, deli dana gibi her şeye atlamıyorum.  Ben aslında süpermen ile ironman karısımı bir şeyim. Ben var ya ben aslında…

Agora-İskenderiyeli Hypatia

”İskenderiyeli Hypatia” Tek sucu erkeklerin dunyasında Kadın Olmaktı. Belki de o tarihin görmüş olduğu en güçlü kadınların başında geliyordu. MS 4.yy’da yaşamış, çoğu kaynağa göre de bilim tarihinin ilk önemli kadın bilimcisi. Kadınların erkeklerle eşit olmadığı bir dönemde yaşamış olan İskenderiyeli Hypatia Tarih, coğrafya, astronomi, matematik, geometri, din, felsefe gibi alanlar da kafayı tırtlatan, tarihin tozlu yapraklarında böyle güçlü bir kadının yasadığını bilmek heyecan verici bir durum. Başrolünü Rachel Weisz oynadığı  son zamanlarda ispanyadan cıkma bomba filimlerden biri… Şayet bu filmi holivud yapsa idi inanınki bilbordlardan aşağıya inmezdi.

Güçlü devlet için güçlü ordu

Güçlü devlet için güçlü ordu bıdı bıdısı gerçek olsaydı! elinde dünyayı 1-2 kez yok edecek kadar silaha sahip, bir zamanların Süper Gücü kızıl ordusu ile yeri göğü inleten  Sovyetler Birliği çökmez; binlerce tank, top, tüfek, hurdaya çıkmazdı…Öyle boş laflarla peynir gemisi yürümüyor.

İlk formam

1995-1996 donemine ait olup, Galatasarayın parçalı formasıdır. Tüm paramı biriktirip Beyoğlu Galatasaray Kulüp binasından satın almıştım. Şimdileri o günü hatırladımda ne kadar mutlu olmustum. Ağzım kulaklarımda gezer, formamla beraber yatardım.Bu formayı çocuklarım için saklayacağım. Şayet babası gibi Galatasaray’a gönül verdiyse  onu  için  hazine değerinde olacaktır. Yok Galatasaray nekine salla gitsin derse sıradan hiç bir işe yaramayan bir bez parcası olacaktır. Öyle yada böyle bu forma benim için cok ama çok değerlidir…